Sándor Márai’nin Mumlar Sonuna Kadar Yanar adlı eseri okunmaya değer eserlerden oldu benim için. Güçlü bir dil, tasvir gücü, güçlü anekdotlar, güçlü bir edebi zevk bırakan bir kitap. General Henrik’in kırk bir yıl sonra buluştuğu çocukluk ve gençlik dostu Konrád ile yaptığı vicdan muhasebesi kitabımızın konusunu oluşturuyor. Generalin tam kırk bir yıl içinde tuttuğu sır neydi? Bu kitapta tam da bunu okuyorsunuz. Dostluk,arkadaşlık,sınıf farkı,aşk,sadakat,ihanet gibi kavramları tekrar sorgulatıyor Sándor Márai.
Alıntılar
“İnsan önemli soruları sonunda daima bütün hayatıyla cevaplar.”
“İnsan hayatta her şeye erişebilir, dünyadaki ve etrafındaki her şeyi yere yıkabilir, hayat insana her şeyi verebilir, insan hayattan her şeyi alabilir ama başka bir insanın zevklerini, eğilimlerini, ritmini değiştiremez; ona yakın, onun için önemli biri olsa da karşısındakini bütünüyle karakterize eden başka türlülüğünü değiştiremez.”
"İnsan katlanmak zorundadır ve işin bütün sırrı budur. Kendi karakterine, kendi tabiatına katlanmak zorundadır; çünkü ne tecrübe ne de kendi eksikliklerine, şahsi menfaatlerine ve açgözlülüğüne dair içgörü bir şey değiştirir. Arzularımızın dünyada tam bir yankısı olmayışına katlanmak zorundayız. Sevdiklerimizin bizi sevmemesine ya da umduğumuz gibi sevmemesine katlanmak zorundayız. İnsan ihanete, sadakatsizliğe katlanmak zorunda; ve son olarak, ki bu bütün görevlerin en zoru, birisinin karakter ya da zekâ yönünden kendisinden üstün olmasına da katlanmak zorunda."
“Sadakat korkunç bir bencillik ve aynı zamanda insan hayatındaki çoğu menfaat gibi kibirli bir şey değil mi? Sadakat beklerken, ötekinin mutluluğunu istiyor muyuz? Ve o, sadakatin incelikli hapishanesinde mutlu olamıyorsa, yine de ondan sadakat beklerken onu gerçekten sevdiğimizi söyleyebilir