Book Heaven

Puan vermedi·56 syf.·
2025 18. kitabı
*Mösyö İbrahim ve Kuran'ın Çiçekleri-Eric Emmanuel Schmitt Ailesinin yeterince ilgilenmediği Moïse isimli Yahudi bir çocukla, Sufi Müslüman bakkal İbrahim’in sıcak,samimi yarenliği anlatılıyor. 56 sayfalık çok kısa bir novella. Tadı damağınızda kalıyor. Konu çok daha derin işlenebilirdi diye düşünüyorum. Açıkçası kitap beklentimin altında kaldı. Alıntılar: “Güzellik, her yerdedir. Senin baktığın yerdedir. Benim Kuran’ımın içinde bu var.” “Bugün hâlâ işler yolunda gitmediğinde: Dönüyorum. Bir elimi göğe çeviriyor, dönüyorum. Bir elimi yere çeviriyor, dönüyorum. Gökyüzü benim üzerimde dönüyor. Yeryüzü benim altımda dönüyor. Ben ben değilim artık, her şey olan boşluğun etrafında dönen atomlardan biriyim sadece.” “Verdiğin sonsuza dek senindir. Sakladığın ise ebediyen yitmiştir.”
Mösyö İbrahim ve Kuran'ın ÇiçekleriEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20246,4bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Puan vermedi·308 syf.·
2025 16. kitabı
Hayranı olduğum Macar yazar Sandor Marai’nin kitaplarındaki temel insani konular; sadakat,ihanet,dostluk,tutku,sınıf farklılıklarından kaynaklanan duygular,yalnızlık,yabancılık…Bu kitabı da aşkı anlatıyor gibi görünse de aslında Orta Avrupa burjuvazisinin çöküşüne denk gelen dönemde farklı sınıflardan üç kişinin duygu dünyasına ışık tutuyor. Hanımefendi: İonka küçük burjuvadır, eşini büyük bir adanmışlıkla sevmektedir. Ancak ne yaparsa yapsın eşinden sevgisine karşılık alamamaktadır. Beyefendi: Peter burjuva sınıfından, katı kuralllarla yaşayan, kültürünü büyük bir titizlikle muhafaza eden, gönlünü evin hizmetçisi Judith e kaptırmış biridir. Peter, İonka’dan boşanıp hizmetçi Judith ile evlenir. Ve hizmetçi:Judith proleterdir. Özlemini çektiği lüks ve zenginliğe Peter’le evlenerek sahip olmasına rağmen yaşadığı büyük kültür şokunun üstesinden gelebilecek midir? Sandor Marai’nin gerçekçi bir gözle, tüm çıplaklığıyla insan duygularını yansıttığını düşünüyorum. Eski Türk filmlerinde kötü zalim zenginlerle, melek kalpli fakirler işlenirdi. Bu durum gerçekte hep böyle midir siz karar verin. Ama mutlaka Sandor Marai’yi okuyun derim. Alıntılar “İnsan bu kadar çok sevmemeli, kimseyi bu kadar çok sevmemeli, kendi çocuğunu bile. Her sevgi, had safhaya varmış bir bencilliktir.” “Günün birinde uyandım, yatağımda doğrulup oturdum ve gülümsedim. Artık acı çekmiyordum ve birden, doğru insan diye bir şeyin olmadığını idrak ettim. Öyle bir, öyle tek bir kişi yok. Sadece insanlar ve her insanın içinde bir tutam doğru insan var ama kimsede, bizim diğerinden beklediğimiz ve umduğumuz şey yok. Kusursuz insan diye bir şey yok ve o mutluluk veren, harikulade tek adam aslında hiç var olmadı. Sadece içlerinde ışık kadar moloz da olan insanlar...” “Acılar sayesinde ıslah olduğumuz, daha
İşin Aslı, Judit ve SonrasıSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20194,458 okunma
Puan vermedi·208 syf.·
2025 15. kitabı
“Bizi çocuk olarak hatırlayan son kişi de gittiğinde hâlâ var olduğumuz söylenebilir mi?” “ Ölümden söz ederken aslında neden söz ederiz? Hayattan, tabii ki, onun o büyüleyici geçiciliğinden. “ “ Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe.” “Bu sayfalarda ışık olsun istiyorum, yumuşak öğle sonrası ışığı. Bu kitap ölüm hakkında değil, sona eren bir hayat için duyulan hüzün hakkında. Arada fark var.” “Babalar hakkında yazmak daha zordur. Belki de annenizle aranızda görünmez bir göbek bağı varlığını çocukluğunuz boyunca sürdürdüğü içindir; anne hep yanınızdadır, öğle yemeğini hazırlar, hastayken size o bakar, elini alnınıza koyar; anne, içinde yüzdüğünüz hava gibidir. Baba bambaşka bir şeydir -puslu, belirsiz ve karanlıktır, bazen korkutucudur, çoğu zaman ortada yoktur, sigarasının şnorkeline kenetlenerek başka sularda ve bulutlarda yüzer.” “Babam omuzlarında tonlarca geçmiş taşıyan bir Atlas'tı. Şimdi, o aramızdan ayrılınca, tüm o geçmişin çatırdayarak üzerime usulca yıkıldığını, beni tüm öğle sonralarının arasına gömdüğünü hissediyorum. Çocukluğun sessizce yıkılıp dağılan öğle sonraları. Ve yardım için çağıracağım kimsem yok.” “Hastalık, gerçekleşmemiş konuşmaları ve ertelenmiş yakınlığı ortaya çıkarmıştı. Birdenbire yanınızdaki, her zaman var olacağına inandığınız kişi, ölümlülüğüyle ışıldamaya başlıyor, saydam ve kırılgan hale geliyor. Hayatının ipliği, sonbahar güneşinde aniden görünür hale gelen örümcek ağları gibi parlıyor.” “Çiçekler aslında ölülerin gizli periskopları değil midir? Acaba ölüler dünyayı toprağın altında çiçeklerin saplarından mı izlerler? Evet, babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe.” “Babamın numarasını telefonumdan silmedim. Henüz değil. Bunu hiç yapar mıyım, bilmiyorum.” “Durmadan ortaya çıkan tüm anılarla ne yapacağımı bilmiyorum, geçmişle ne yapacağımı
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,4bin okunma