Dünyada birlikte olmam, sarılmam gereken
tek kiși vardı, hayatımın tek merkezi başka bir yerdeydi ve kaba oyalanmalarla boșu boşuna kendimi kandırmam hem kendime, hem ona saygısızlıktı.
Onu kollarmın arasına alır almaz hissettiğim huzuru nasıl anlatmalı? Kalabalığın kafamın içinde dur durak bilmeden dolanan uğultusu, orkestranın tangırtısı ve şehrin iniltisi sandığım amansız gürültü, ondan uzak olmanın huzursuzluğuymuş yalnızca. Gözyaşları ancak tek bir kişinin kucağında dinen bebeklere olduğu gibi, içimi derin, yumuşacık ve kadifemsi bir mutluluk sessizliği sarmıştı.