satırarası

satırarası
@Isabella03
Okudukça kendini arayan biri Duygu • Psikoloji • İnsan Altı çizilen cümleler, içten incelemeler Kitaplar bazen iyileştirir
Bir şey eksik
“Mutlu olmamız için gerekli her şeye sahibiz ama mutlu değiliz. Bir şey eksik.”
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Günaydın günün kalbine yakışsın....
Günaydın… Bugün kalbine iyi gelen ne varsa yoluna çıksın. Umut, kahve gibi sıcak; huzur, sabah ışığı gibi yumuşak dokunsun. İçindeki gücü hatırladığın, gülüşünün bahane aramadığı, küçük mucizelerin büyük mutluluklara dönüştüğü bir gün olsun. Bugün, dünden daha hafif, yarından daha umutlu ol. Günün kalbine yakışsın. ☀️✨

satırarası

, bir kitap okudu
9/10
·371 syf.·
2026 7. kitabı
Harlan Coben
7/10 · 14 okunma
Bir Aydını Susturmak...... Bahriye Üçok
Bir Aydını Susturmak, Aydınlığı Susturmaz Bahriye Üçok, bu ülkenin karanlığa karşı yaktığı en cesur ışıklardan biriydi. Akademide, siyasette ve düşünce dünyasında; inandığını söylemenin bedelini bilen ama buna rağmen susmayan bir kadındı. İslam tarihi üzerine çalışırken, kadınların ve aklın sesini savundu. Laikliği, sadece bir sistem değil; özgürce düşünebilmenin teminatı olarak gördü. Onu hedef alanlar, aslında bir insanı değil; sorgulayan aklı, cesur kadını ve aydınlığı hedef aldı. Bir kitap paketiyle gelen ölüm, bu ülkenin aydınlarına kurulan pusuların en acı sembollerinden biri olarak hafızalara kazındı. Ama bilmedikleri bir şey vardı: Aydınlar öldürülebilir, fikirler öldürülemez. Bahriye Üçok’un adı, sadece bir suikastla değil; cesaretle, bilgelikle ve karanlığa karşı dirençle anılmalıdır. Çünkü bu topraklarda gerçek miras, susmak değil; bedeli ne olursa olsun doğruyu söyleyebilmektir. Ve Bahriye Üçok, bu mirasın onurlu isimlerinden biridir
Düşünce
İnsanlar olarak yozlaştık
İnsanlarda fikir yok demek kolay, ama belki asıl sorun fikir üretmeye alan kalmaması. Herkesin elinde bir telefon, herkesin önünde hazır düşünceler var. Okumadan fikir sahibi olunan, düşünmeden konuşulan bir çağdayız. Hobiler yerini kaydırmaya, merak yerini ekrana, derinlik yerini hıza bıraktı. İnsanlar kendi iç sesini değil, algoritmanın sesini dinliyor. Sonra da birbirini gerçekten tanımadan, gerçekten anlamadan, sadece “işine yaradığı kadar” kullanıyor. Bu yüzden kalabalıklar var ama yakınlık yok. Bilgi var ama hikmet yok. İletişim var ama bağ yok. Belki de en acı olan şu: İnsanlar boş değil… boş bırakılıyor. Düşünmeye değil, tüketmeye; üretmeye değil, oyalanmaya alıştırılıyorlar. Ve evet… Bu da çok “ne güzelce yozlaşma”, değil mi? Sessiz, yavaş ve fark edilmeden…
Duygu ve Düşünce