Rasûl-i Ekrem'in kıldığı son namaz akşam namazı olup, bu namazda Resûlullah Murselat süresini okumuştu. Bu namazdan sonra vefat edinceye kadar başka namaz kılmadı.
Hilafete Hz Ali yerine Hz Ebu Bekir'in tercih edilişi; burada açıklanan gerekçe ile, yani Resûlullah'ın Hz Ebu Bekir'i namaz kıldırmaya ehil görmesi ile izah edilmiştir. Buna dayanarak Sahabe-i Kiram şöyle demişlerdir:
"Üzerinizde düşündüğümüzde, namazın dinin direği olduğunu anladık. Resûlullah'ın dinimiz için seçtiği kişiyi biz de dünyamız için seçtik."
Allahu Teala, yardımından ve dostluğundan mahrum bıraktığı kimseler için şöyle buyurur:
"Onlar ne kendilerine yardım edebilirler, ne de bizim tarafımızdan kendilerine sahip çıkılır"
Allahu Teala, bir kimseye nefsine karşı yardım ederse, ona sahip çıkmış olur. O'nun sahip çıkmadığı kimseye nefsi musallat olur ve etkisi altına alır.
Yolculuk, güçlülerin himmetlerini toparlamaya yardımcı olur. Buna karşılık zayıf olanların kalplerinin dağınıklığına ve yolun başında bulunan kimselerin hallerinin kaybolmasına sebep olur. Diğer taraftan, mukim halde iken kalbi salah ve hali istikamet üzere bulunmayan kişi; yolculuk durumunda da kalbi salah ve hali istikamet üzere olmaz.
Yolculuğa çıkmak isteyen kişi hakkında söyleyeceğimiz son söz şudur: bir kimse yolculuğa çıkmak istiyorsa; meşgul olacağı bir hali, üzerinde yoğunlaşacağı bir himmeti, bunun için ayıracağı vakti, gölgeleneceği barınağı, sükunet bulacağı meskeni iç âlemi yönünden kazanacağı azığı ve alimden öğreneceği ilmi olması gerektir. Eğer bunlar söz konusu değil ise, bulunduğu yerde kalıp sefere çıkmaması kendi hali için daha hayırlı, kalbinin salahı ve nefsinin rahat etmesi için daha uygundur.