İsa Sunak

İsa Sunak
@Isasunak
"Olmak ya da olmamak" Bir de rakı şişesinde balık olsam
Türkçe Öğretmeni
Kocaeli
Denizli, 13 Ekim
299 okur puanı
Mayıs 2023 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
9/10
·95 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2026 01:22
Gılgamış Destanı: 5000 Yıllık Bir İnsanlık Aynası, Gılgamış, bana şunu öğretti: Zaman değişse de insanın korkuları, hırsları ve o bitmek bilmeyen "ben" merkezli doğası hiç değişmiyor. ​Destanın en sarsıcı yanı, Gılgamış’ın koca bir kral olmasına rağmen en yakın dostu Enkidu’nun ölümünde bile aslında kendi sonuna ağlamasıydı. Bu bir "bencillik" değil, insanın en çıplak ve dürüst hali. Ölümsüzlük otunu bir yılana kaptırması ise sanki kaderin insanoğluna attığı en büyük çalım. ​Gılgamış ölümsüzlüğü bedensel olarak bulamadı ama Uruk surlarına baktığında şunu anladı: Gerçek ölümsüzlük, bedenin yaşaması değil, ardında bıraktığın eserler ve anlatılan hikâyelerdir. Bugün hâlâ bu destanı konuşuyorsak, Gılgamış o aradığı ölümsüzlüğü aslında bizlerin zihninde çoktan kazanmış demektir. ​Not: Kusursuz bir kahraman hikayesi uyuturdu ama Gılgamış’ın insani zaafları beni uykusuz bıraktı. İyi ki de bıraktı. Keyifli okumalar.
GilgameşMuazzez İlmiye Çığ · Kaynak Yayınları · 20131,794 okunma
Reklam
9/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2026 00:00
Harper Lee’nin ölümsüz eseri Bülbülü Öldürmek, sadece bir hukuk mücadelesi değil, bir çocuğun dünyasındaki masumiyetin yetişkinlerin acımasız gerçekliğiyle çarpışma hikayesidir. Kitap, adaletin sadece mahkeme salonlarında değil, insanın vicdanında başladığını fısıldar. Atticus Finch’in şu kült sözü, eserin tüm ahlaki pusulasını özetler: "Başka insanların yüzüne bakabilmek için ilk önce kendi yüzüme bakabilmeliyim." Hikaye, çocukluğun o meraklı ve oyun dolu atmosferinde başlarken, yavaş yavaş toplumsal önyargıların, ırkçılığın ve sınıfsal farklılıkların karanlığına evrilir. Scout ve Jem’in "öcü" sandıkları komşuları Boo Radley ile kurdukları hayali bağ, aslında tanımadığımız her şeye karşı beslediğimiz korkunun bir yansımasıdır. Kitabın en vurucu noktası, suçsuz birinin sadece renginden dolayı mahkum edilişine bir çocuğun gözyaşlarıyla tanık olmamızdır. "Bülbülleri öldürmek günahtır, çünkü onlar şarkı söylemekten başka bir şey yapmazlar," ifadesiyle yazar; hayata güzellik katan, zararsız ve savunmasız olanın yok edilmesinin yarattığı derin boşluğu anlatır. Sade dili, samimi anlatımı ve "birinin ayakkabılarını giyip gezmeden onu anlayamazsın" diyen empatik yaklaşımıyla bu kitap, okuyucunun kendi içindeki o meşhur soruyu sormasını sağlar: Ben ne kadar adilim? Kendi önyargılarımızla yüzleşmek ve sessiz kalarak "bir bülbülün ölümüne" ortak olup olmadığımızı sorgulamak için bu eser, her devrin en kıymetli aynası olarak kalacak diye düşünüyorum. Keyifli okumalar.
Bülbülü ÖldürmekHarper Lee · Epsilon Yayınevi · 202088,5bin okunma
10/10
·82 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2026 17:34
Mutlaka okuyun! Kitabı kastediyorum. Okuduğum bir kitabı birinin okumasını istediğimde genelde tereddüt ederim. İnsanların düşünce ve duygu dünyası ile kitap arasında sağlam bir ipucu bulmadan da önermek istemem. Ama bu bu kitabı tereddütsüz herkese önerebilirim. Okurken o hazzı, o klasik okuma tutkusunu yaşadığım ender kitaplardan oldu. Kahramanımızın başından geçen olaylar, aslında insanlığın başından geçen olayların özeti. "Sadık"ın hayatını, talihle olan savaşını, kaderine nasil da baş kaldırdığını görüyoruz. Arkadaşlığı, saygıyı, sevgiyi anlıyoruz. Kötülüğün şekilsiz gölgesinin insan yüzüne nasıl yayıldığını görüyoruz. Cehaletin dipsiz kuyusuna inip aydınlığın zirvelerine çıkıyoruz. Sadık'la insanı tanımaya, insanı anlamaya başlıyoruz. "Kader" denilen kavramin ete kemiğe büründüğüne şahit oluyoruz. Sözün özü, okurken tüm insanlığın yaşadığı veya yaşayabileceği bir dünyadan geçiyoruz. Okurken büyüklerimden masal dinliyorum hissine kapıldığımı da söylemezsem olmaz. Ne zamandır, bir kitabın beni bulmasını, dünyasının beni sarsmasını umuyordum. Sanırım, niyetlerin gerçeğe açılan gizli bir yolu var. Okuduğum için mutlu olduğum, lezzetini uzun süre dilimde taşıyacağım için hâlâ heyecan içinde oldugum bu kitabı, keyifle, herkese öneriyorum. Şimdiden keyifli okumalar diliyorum.
Sadık veya KaderVoltaire · İş Bankası Kültür Yayınları · 20231,989 okunma
8/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2026 22:21
"Açlık" bizzat yazarın hayatından izler taşıyor. Son dönemde kirasını dahi ödeyemem bir genç, cebinde bir tomar kâğıt ve yazarken kullanmayı sevdiği bir kurşun kalem. Yoksulluk sinsi bir koku gibi yapışmış üzerine. Çok etkili bir yazar olacağını düşünüyor, durmadan yazmaya çalışıyor, yazılarını dergilere gazetelere gönderiyor ama sonuç hüsran. Bazen para kazandığı bile oluyor yazılarından. Yoksulluk bir midede büyüyen kurtcuk gibi giderek büyüyüp bünyenin tüm gücünü emmeye başladığında, artık sefalete dönüşüyor. Bir hayalbaz da degil aslında kitabın kahramanı. İş bulma girişimlerinde bulunuyor ama olmuyor. Yazarın talih karşındaki çaresizliğine ek bir de karakterinin soylu, eğilip bükülmeyen duruşu ekleniyor. Sefalet kanatlarını açtıkça, en temel yaşam gereksinimi olan bir ekmeği bile bulmazken, çevresinden gelen teklifleri gururla reddediyor. Ve ilerliyor hikaye. Kitabın alt metni ve karakter değişimi dikkat çekiciydi. Asla taviz vermediğimiz gururumuz bizi nereye götürür? "Gururundan ölebilir mi bir insan?" Açlık ruhu terbiye edebilir mi? Ya da insan her şeyi kendine mi yapar? Okurken kendimle girdiğim tartışmalardı. "Her okur, kendini okur!" denir. Okumanın da gizli büyüsü burada olsa gerek, diyerek sözümü sonlandırıyorum. Okuyanın nice farklı sorgulara girmesi dileğiyle keyifli okumalar diliyorum.
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,6bin okunma
9/10
·83 syf.··
Beğendi
·
2025 42. kitabı
Tolstoy'un gözünden görüyoruz ölmekte olan birinin yaşadıklarını. Ancak biz ölmekte olan birinin, ölümünü kendi gözünden de görüyoruz. Hayatta her şeyi dogru yaptığımızı düşündüren nedir bize? Ya da yanlış yaptığımızı? Her şeyi dogru da yapsak yanlış da yapsak "ölüm" denen gerçek kapımızı çaldığında hiçbir şeyin önemi kalmayacak. "Nasıl daha güzel yaşardım?" sorusu aklımızı kurtcuk gibi delicesine kemirecek. Belki de anları doğru yaşamak bize daha huzurlu bir ölüm getirebilir. İvan İlyiç'in talihsizliğinin bambaska bir noktası da dikkatimi çekti. İvan Ilyiç ünlü bir yargıç. İşini layıkıyla yapan biri. Hatta bu konuda en iyisi olduğunu düşündürecek kadar titiz davranıyor. Ve eylemlerine bakılırsa haklı da. Ancak hayat mahkemesinin en ünlü yargıcı 'ölümü' kabullenmekte çok zorlanıyor. Ölümün ona haksızlık ettiğini düşünüyor. Haksız da sayılmaz aslında bu düşüncesinde. Hangi insan düşünmez ki ölümün kendine haksızlık yapmadığını? Hangi insan kabullenir öleceğini? Herkes ölür ama kendi asla ölmeyecekmiş gibi gelmez mi kendine..? Kısaca bir insanin ölümünü tüm edebi süslerden uzak, yalın bir dille okuyoruz. Rus gercekçiliğinin tarifsiz lezzeti var satırlarda. Keyifli okumlar dilerim.
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202260,9bin okunma
Reklam