"Bir daha ömrü boyunca bu tatta bir kahve içmeyecekti. Her kahve içişte Kamer Ananın kahvesi gelecekti aklına. Ömrü boyunca bu kahvenin tadını duyacaktı, her kahve içişte bu kahveyi arayacaktı. Her kahveyi bu tada varmak için içecekti." Serinin ikinci kitabı ilk bölümdeki bu muazzam ipucuyla başlıyor. İlk seride Memed, düşmanlarını alt ediyor, ayrılık acısını tadiyor, kurtuluşa ulaştığını zannediyordu. Ama Abdi Ağa'yı ortadan kaldırmak bir son muydu? Yoksa başlangıç mı? Bu seride ele alınmış. Günümüzde toprak ağalığı kalmadı belki, yalnız bir şekilde bu ağalar aramızda değil mi? Güç kimde ise ağa o! Peki gücünü, nüfuzunu kullanıp halkı yok sayan zihniyetteki insanlar da ağa sayılmaz mı?
Memed'in mücadelesi ne Abdi Aga'ya ne de diğer ağalara idi. Memed bir zihniyet ile mücadele ediyordu yalnız o henüz bunun farkında değildi. İkinci seride artık bunu anlamaya başlıyor. Anlamaya başladığında ise iç karmaşası başlıyor. Bir eşkıyanın iç dünyasına giriyoruz bizler de böylece. Otoriteyi yok sayan bir insanın mücadelesine tanık oluyoruz. Eşkıya da olsa bir insanın bunalımı nedir anlıyoruz. Temelde insan nedir görüyoruz. Bunun üzerine uzun uzun konuşmak gereksiz aslında, insan! Insan işte!..
Dönemin toplum yapısını öyle başarılı anlatıyor Yaşar Kemal. Onun dilinde ayrı bir tat var. Okurken "Bu biziz" diyebiliyoruz. Bizi, bize anlatıyor aslında. Oluşturduğu tipler, karakterler anadolunun içinden bizlerden. Bazen hainler, bazen melek oluyorlar. Mutlulukları var, hüzünleri, acıları, yaşları... ama en çok da yaşamak için umutları var. İyi sonuna kadar iyi kalamıyor ama ilginçtir kötü de sonuna kadar kötü değil. İnsan ruhunun sert geçişleri gibi bir tarafta sabit değiller. İşte romanın en can alıcı yeri de bana göre burası. İnsan ne saf iyidir ne de saf kötü. İnsan ancak
İnce Memed 2Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202039,1bin okunma