Felsefe okuyana “Hayırdır filozof mu olacaksın?”
Tarih okuyana “Başımıza tarihçi mi kesileceksin?”
Roman okuyana “Bunlar boş işler”
Şiir okuyana “Aşık mı oldun be?”
Tasavvuf okuyana “Bu iş kitaplardan öğrenilmez” diyen tuhaf insanlar ile iç içeyiz.
Okuyunuz sadece okuyunuz.
Yalanlamak ve reddetmek için okuma!
İnanmak ve her şeyi kabullenmek için de okuma!
Konuşmak ve nutuk çekmek için de okuma!
Tartmak, kıyaslamak ve düşünmek için oku!
1) Bilim insanı ile akademisyen aynı şey midir?
Bilim insanı bilimin araçlarını kullanan kişidir. Dünyaya bilimsel gözlükle bakan kişidir. Sadece fen bilimlerinde olmasına gerek yoktur. Sosyolog da bir bilim insanıdır. Akademisyen ise o alanda ders veren, araştırma yapıp yeni bilgiler yaratmaya çalışan bilim insanıdır. İkisi de bilimsel yöntemi kullanır.
2)Tıp doktoru ile hekim arasında da benzer bir durum vardır.
Tıp doktoru analiz yapıp tanıya, tedaviye vs ulaşan kişidir. En bilinen örneği Dr. House'tur. Hekim ise benim derdime derman olan kişidir, ilgilenen, güler yüz gösteren, tedavide birlikte yol aldığı kişidir. Hekim de aslında bir tıp doktorudur ama sadece tıp doktoru değildir, sosyoloji, mantık, felsefe gibi bilim dallarını da kullanır.
3) Bilim uzmanıyla mesleğin özel bir alanı üzerine ihtisas yapmış meslek uzmanı arasında da böyle bir fark vardır.
Bilim uzmanı üniversitenin her fakültesinden çıkabilir, sadece alan değişir, tıpkı bilim insanı gibidir. İhtisas kazanmış meslek/dal uzmanı ise (örneğin kardiyoloji uzmanı) bilim uzmanının araçlarıyla birlikte diğer bilim dallarını da kullanır, sağlık bilimleri gibi, toplum bilimleri gibi. Bilim uzmanının sahada pratik yapıp fayda sağlamak gibi zorunlu bir derdi yokken meslek uzmanı hünerini sağlık bilimlerinin dallarını kullanarak sahada gösterir.
İ. S. -22.08.2024
Yolumdan çekil yavrum
Bağlasalar duramam
Demir asa demir çarık dedim
Neyleyim!
Yolculuk dedim
Ağaçlara tünedi yine akşam kargalarla bir
Rüzgar kendini yerden yere vuruyor
Kırık dökük yıldızlar belirdi uzaktan
Telsiz mevceleri ardım sıra koşturuyor
Anamdan yolcu doğmuşum
Yedi dağın yolları kalbimden geçer
Salkım salkım mısralar gelir içimden
Dudaklarımda yağmur damlaları
Alır beni yollar beni alır gider
Anamdan yolcu doğmuşum
Nehirlerle birlikte denizlere kavuştum
Akşam dedim
Şu koca dünya dedim
Ağlasam dedim
Yola bir düşüldü mü ömür boyunca gidilir
Ekmeğin ve şarabın peşinden
Turnaların peşinden
Büyük şehirler büyük aşklar
Çığlık çığlığa terkedilir
Ben
Çocuklar gibi sevdim devler gibi ızdırap çektim
Damarlarımda dünyanın bütün rüzgarları
Harblere açlıklara yalnızlığıma rağmen
Anamdan yolcu doğmuşum
Neyleyim
Sisler bulvarı’na akşam çökmüştü
Omuzlarımıza çoktan çökmüştü
Kesik birer kol gibi yalnızdık
Dağlarda ateşler yanmıyordu
Deniz fenerleri sönmüştü
Birbirimizin gözlerini arıyorduk
Sisler bulvarı’nda seni kaybettim
Sokak lambaları öksürüyordu
Yukarıda bulutlar yürüyordu
Terkedilmiş bir çocuk gibiydim
Dokunsanız ağlayacaktım
.............
Sisler bulvarı bir gece haykırmıştı
Ağaçları yatıyordu yoksuldu
Bütün yaprakları sararmıştı
Bütün bir sonbahar ağlamıştı
Ağlayan sanki istanbul’du
Öl desen belki ölecektim
İçimde biber gibi bir kahır
Bütün şiirlerimi yakacaktım
Yalnızlık bana dokunuyordu
Eğer sisler bulvarı olmasa
Eğer bu şehirde bu bulvar olmasa
Sabah ezanında yağmur yağmasa
Şüphesiz bir delilik yapardım
Hiç kimse beni anlayamazdı