"Amok, şöyle oluyor: Bir Malezyalı, herhangi sıradan, kendi halinde bir adam içkisini içiyor... Ruhsuz, ilgisiz, donuk bir biçimde oturuyor oracıkta... Tıpkı benim odamda oturduğum gibi... Sonra ansızın ayağa fırlıyor... Dosdoğru koşuyor, dosdoğru... Nereye gittiğini bilmeden...
Bu kadının odama girmesinin üzerinden henüz bir saat geçmeden bütün yaşamımı geride bırakıp bilinmeze doğru delice bir koşu tutturmuştum, Amok koşusu..."