Kimsenin yağmuru seyretmediği bir dünyada, yıldızları sevmenin yalnızlığı ile her gün biraz daha geri çekildim.
Üstüme örttüğüm yorgan, yüreğimdeki serçenin küçücük ürkek kanatlarıydı..
Kaybettiğim bişey yok aslında, elde edemediklerim var. Hem elde edememek kaybetmek anlamına gelmez ki. O hep orda durur, vardır yani. Sana düşen kabullenmektir. Ben kabullenen tarafta oldum, razı gelen tarafta.
“Ben kendimden söz ediyordum. İnsan geceleri burada böyle yalnız kaldı mı, kitap okuyor ya da bir şeyler düşünür. Düşünür ama yanında ona şu şöyledir, bu böyledir diyecek biri olmaz. Belki bir şey görür, ama gerçekten gördü mü, doğru mu, yanlış mı bilemez. Birine dönüp, sen de görüyor musun ahbap, diye soramaz. Anlayamaz. Elinde ölçecek bir şeyi yoktur. Ben neler görmüşümdür burada. Sarhoş da değilken üstelik. Uyuyor muydun, bilemem. Yanımda biri olsa, bana uyuyordun der, o zaman sorun kalmaz. Ama şimdi emin olamıyorum.”