Unser Deutschlandmärchen (Bizim Almanya masalımız)
Dinçer Güçyeter’in özyaşamına ilişkin kısa öyküler, anekdotlar, notlar, şiirler, tiyatro metinlerinden oluşan kitabı. Yayınevi kitabı roman olarak adlandırmış, ancak romandan çok çeşitli yazın biçimlerini bir araya getirir.
Kimi bölümlerde (20 kez) Dinçer sanki sözü annesine veriyor, onu konuşturuyor, (bir kez anneannesinin anlatımı, bir kez babasının mektubu şiir olarak bulunuyor). Dinçer Güçyeter 26 kez kendisi özyaşamına ilişkin anılarını, çoğu kez annesiyle sohbet havasında, anlatıyor. İki kez Dinçer ile annenin söyleşisi tek bölümde. Her bölüm ailenin yaşamından bir kesiti konu ediniyor. Kitap toplam 69 bölümden oluşuyor
Roman Anadolu’dan Almanya’ya gelen bir ailenin yaşamından kesitler sunuyor.
Anlatımı kimi zaman belgesel niteliğinde anne oğul sohbeti, kimi zaman da karşılıklı tartışmaları, ama özellikle düzyazılardaki şiirsellik, içtenlik, özgünlük romanı özel bir yere koyuyor.
Kitabın benim için anlam ve önemi: Benim için zor bir kitap okuması oldu. Dinçer ile annesinin arasındaki bağ, Dinçer’in doğuşundan, anne ile özdeşleşmesi, sırdaş olması, daha sonra yabancılaşması, kendi kimliğini, annenin beklentilerine rağmen bambaşka bir yerde bulması, yer yer kendi öyküme benziyor.
Benim için okuması çelişkilerle dolu, zorla elime aldığım, her bölümden sonra düşüncelere daldığım, yazarını kıskandığım ve şükran duyduğum bir kitap.
İlk satırından başlayarak hem beni saran, alıp götüren akıntıyı fark ettim, hem de bende oluşan direnci. Bir yandan okumak istediğim, bir yandan da bitmesini istemediğim bir kitaptı.
Kitapla aramda sanki o yazınsal ara yok oluyor gibiydi. Bu çelişki beni, kitabı okumaya başladığımda öylesine yordu ki, kitabı inceleyerek okumaya devam ettim. Bölümleri numaraladım, her bölümde anlatıcıyı,