"İnsan yurda ne kadar ihtiyaç duyar?" Amery bu soruyu yedi yıl Auschwitz ve Buchenwald toplama kampında kaldıktan sonra, yurdu sandığı Almanya'nın hiçbir zaman yurdu olmadığını anladıktan sonra sormuştu.
Yanıtının, yurdun yerine koyabilecek bir şeyi olup olmadığına göre değiştiğini söyler Amery. Para, itibar, şöhret, din. Bunların hepsi yabancı topraklarda yurdun yerine geçebilecek "ikame yurt"lardır. İnsan yanında ne kadar azını taşıyabiliyorsa, yurda da o kadar ihtiyaç duyar.
Evden zorla koparılmış olmanın telafisizliliği ile ("hayatımın en yıkıcı deneyimi") evden uzaklaşmanın hazzından ("mutluluğun kristali") hangisinin ağır bastığına tam karar verememiş, birincisine uğramadan ikincisine varamayacağını anladığı için bir çifte bakışta karar kılmış gibidir Said. Kayıp mı, imkan mı?
Yerliliğin tanıdık muhabbet dünyasının dışına çıkabilmek, çoğunluğa uyum göstermek zorunda kalmamak, aynı topluluğa dahil arkadaşlarımızı kırma endişesinden kurtulmak, işte bütün bunlar diyordur, (Said) insana emsalsiz bir haz verir.
St. Victors Hugo (12.yy saksonyalı keşiş) : "Memleketini güzel bulan insan daha yolun başındadır; her yeri kendi yurdu gibi gören insan güçlüdür; ama bütün dünyayı yabancı bir ülke gibi gören insan mükemmeldir." Devamı şöyle "Yolun başında olan ruh sevgisini dünya üzerindeki tek bir noktaya sabitlenmiştir; güçlü insan sevgisini her yere yayılmıştır; mükemmel insan ise sevgisini söndürmüştür." Nurdan Gürbilek Alıntı yeri Erich Auerbach,
Şimdi de (Edward) Said aynı pasajı milli ya da bölgesel sınırları aşmak isteyen herkes için bir model olabilir umuduyla aktarır," bütün dünyayı yabancı bir ülke gibi gören insan mükemmeldir."