İnsanın başka bir insana değer verebilmek gibi doğal bir yeteneği vardı. Dolayısıyla bu konuda bir eksikliği yoktu. Ancak verdiği değer, diğer insanla arasındaki mesafeye göre değişiyordu. İnsana değer vermeye en yakınından başladığı için kendisine uzak olanlara karşı hiçbir şey hissedemiyordu. Hatta bu yüzden, mesafe belli bir kilometreyi aşınca, insanın gözünde diğer insanlar tektipleşiyor, hatta nesneleşiyordu
Çünkü insan, davranışlarının sonuçlarını hesaplayan, mantıklı bir yaratık değildi. Kendini ne kadar geliştirirse geliştirsin bir duygu yumağından ibaretti. Dolayısıyla onu durduracak olan, ancak duygularına seslenecek bir çağrı olabilirdi