Bu, kafamızın kolayca kavrayamayacağı bir zaman dilimi. Asıl dikkat çeken nokta şu: Bu kadar uzun bir süre, iyi ya da kötü, insanın bir medeniyet kurmasına ancak yetmiş.
Evren ise yaklaşık 15 milyar yaşında; milyarlarca yıldız ve gezegene ev sahipliği yapıyor. Biz de zannediyoruz ki her yer ileri teknolojili uygarlıklarla dolu. Oysa yalnızca insanın ve biraz yüksek zekanın ortaya çıkışı için bile 4,5 milyar yıl gerekmiş. Üstelik kurduğu uygarlık da gözümüzün önünde ne kadar kırılgan.
Ben, evrende uygarlıkların kaynadığını pek sanmıyorum. Eğer aklımızın ve hayal gücümüzün ötesinde bir uygarlık varsa, o artık evrenin sahibi konumundadır. Belki onlar için bir yatak odasındaki kar küresi ya da duvarda asılı bir tablo gibiyizdir. Ama umarım tavan arasındaki bir örümcek değilizdir; yoksa gerçekten hapı yutmuşuz demektir.
Yine de insanoğlunun evreni ve galaksileri fethetme potansiyeli var. Uzak yıldızlara ulaşmanın yolu belki yapay kuluçka sistemleri ve gelişmiş robotlarla iş birliğinden geçer. Yoksa insanları yüzyıllarca uyutmak fikri, bilim kurgudan çok fantastik duruyor.
Geleneksel Yeni Gine toplumunda bir Yeni Gineli tanımadığı bir Yeni Gineliyle karşılaşırsa, kendi köylerinden başka bir yerde karşılaşmışlarsa, her ikisi de birbirinin akrabalarını uzun uzun soruştururdu. Niyetleri, aralarında bir bağ saptamak, böylece birbirlerini öldürmeye kalkışmamak için geçerli bir neden bulmaktı.
Yurdum kızı 18 yaşına gelir, bir işe girer; iş hayatı zor gelmeye başlar. Ergenlik yangınının getirdiği ateşle birlikte 18 yaşında evlenip, 19 yaşında çocuk sahibi olmayı tercih eder. Bir erkeğin güvenli kolları altında yaşamaya başlar.
25–30 yaşına gelmeden 40 yaşındaki bir kadına benzemeye başlar. Yaşıtları okuyor ya da çalışıyordur; onların eğlendiğini ve mutlu olduğunu gördükçe kıskançlık baş gösterir. Bunun neticesinde, gücünün yettiklerine; çevresine ve çocuklarına karşı şiddet eğilimiyle hıncını çıkarmaya başlar.
Aynada kendine baktığında artık annesine dönmüştür. Annesinin yolundan gitmiştir. Tamamen kızmak da doğru değil böyle tercih yapanlara; ezberlenmiş, bilindik yoldan gitmek insana daha güvenli gelir. O yüzden çoğu insan annesinin babasının yolundan gider. Halbuki farklı yollar belki zor ve çetrefillidir; yorucudur, kan ter ve gözyaşıdır. Ama sonunda meyvesi daha tatlıdır.