- Giyim kuşam, adamı adam etmez. Sığırtmaç olduğumuzu biz ne kadar unutsak Yamören bilir. Doğru muyum Murat?
- Doğrusun. Sığırtmaçlık ayıp değil, sonradan görmelik ayıp.
İnsanlar sonu yokmuş gibi görünen fırtınalardan örselendiklerinde ve hayatları tam bir felaket gibi göründüğünde, niye bu denli imtihan edildiklerini ve Tanrı'nın niçin bu kadar acımasızmış gibi göründüğünü merak edebilirler. Sıkıntıları yaşamak, parlatma makinesindeki bir taş olmaya benzer. Bir yandan diğer yana şiddetle sallanır ve zedelenirsiniz, ama dışarı hiç olmadığı kadar parlak ve değerli çıkarsınız. Artık daha büyük derslere, daha büyük zorluklara ve daha büyük bir hayata hazırsınızdır. Bütün kâbuslar, hayatın parçası haline gelen kutsamalara dönüşür. Büyük Kanyon'u onu oluşturan fırtınalardan korumuş olsaydık, oymalarının güzelliğini göremezdik. Belki de bu yüzden pek çok hasta bize, kansere ya da yaşam mücadelesi vermeyi gerektiren başka bir hastalığa yakalanmadan hemen önceki âna sihirli bir şekilde geri götürülebilseler ve kendilerine o ânın sonrasında yaşanacakları silebilme imkânı verilse, bunu yapmayacaklarını söylemiştir.