Selen

Selen
Bomboş gökyüzünde uçarken parlar atmaca
Psikolojik Danışman
140 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
10/10
·226 syf.··
2022 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2022 09:12
"Bomboş gökyüzünde uçarken parlar atmaca." Bu yazı Çevik Atmaca'ya bir veda... Yerdeniz Büyücüsü'nü elime alalı tam 6 sene geçti. Çok uzun bir yolumuz oldu beraber. Her bitirdiğim kitapla ondan bir süreliğine ayrıldım. Çünkü veda etmek istemedim. Artık geri dönecek bir kitabım kalmadı. Yerdeniz öteki rüzgarda uçuyor, ben topraktayım. Okuduğum tüm kitaplar içinde bana Yerdeniz serisi kadar huzur vereni olmadı. O kadar yalın, o kadar büyülüydü ki... Bir gün gözümü açtığımda uyanmak istediğim diyar da bu yüzden yıllardır hiç değişmedi. Öteki Rüzgar'la beraber artık her şey tamamlandı. Hiçbir soru işaretim, hiçbir memnuniyetsizliğim yok. Bir hikaye ancak bu kadar doğru sonlanabilirdi. Tüm karakterleri daha yakından tanıdım. Hepsinin olay örgüsüne olan katkısı muazzamdı. Bu kitapla beraber yeni tanıdığımız karakterler çok iyi yazılmıştı. Kızılağaç da, prenses de, büyücüler de hepsi ayrı bir serinin başrolü olabilirdi. Ursula K. Le Guin'in kişi yaratmadaki ustalığı beni yine hayran bıraktı. Hem bu kadar sade hem bu kadar sanatsal bir yazım dili çok az yazarda karşıma çıkıyor. Dünyadan böylesine yetenekli bir sanatçı geçtiği ve biz de onun kaleminden böyle eserler okuyabildiğimiz için çok şanslıyız. Bu kitapla beraber ejderhalar ve insanlar arasındaki ilişkiyi derinlemesine öğrendim. Karg'ı, Paln'ı, kültürlerini daha iyi tanıdım. Dünyanın en büyük insanları arasında bir köylünün daha büyük olabileceğini gördüm. İki diyarın tek diyar olması, bir artı birin bazen bir etmesinin hiç de şaşırtıcı olmadığını fark ettim. Artık Yerdeniz'e veda ediyorum. Seni tüm kitaplardan daha çok seviyorum. Ged'i, Tenar'ı, Lebannen'i, Tehanu'yu çok özleyeceğim. Lebannen'in Tenar'a söylediği şarkıyı söylüyorum ben de. "Yüreğimin neşesi, hür ol..."
Edebiyat
Öteki RüzgârUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 20201,858 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·400 syf.··
2022 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2022 00:00
Şimdi gerçekten çok çok severek okuduğum bir kitap için bir inceleme yazısı yazacağım. Keşke okuduktan hemen sonra yazmış olsaydım. O zaman çok daha verimli bir yazı olacaktı ama ancak şimdi bir inceleme yazmak için enerji bulabiliyorum. Kitap beni kalbimden, içimden yakaladı. Anne'in yaşamı beni öyle etkiledi ki onu tanımak, onunla hayal kurmak, kırlarda gezmek isteğiyle doldum. İçinde hala çocukluğunu yaşayan, o çocukluğu da hayal gücüyle besleyen her insan kendinden bir şeyler bulabilir bu kitapta. Anne tüm çocukluğu boyunca kızıl saçlarından nefret etti, ben de kıvırcık saçlarımdan. Onun saçlarının kuzgun gibi simsiyah olmasını dilediği her sayfada kendimin "Allah'ım ne olur sabah uyandığımda saçlarım düz ve sarı olsun." diyerek uyuduğum günler geldi. Çocukken en ufak bir farklılığı, kendimizi yabancılaştırarak ödüllendiyoruz(!) Anne'in büyüyüşüne tanık olmak kendi yolculuğumu izlemek gibiydi. Ben de saçlarımdan nefret ederek büyüdüm, ben de çocukluğumu hayallerimin dünyasında geçirdim, benim de okulumda birinci olmak en büyük motivasyonumdu, benim de başarısız olduğum tek ders geometriydi, ben de tiyatro oyunlarına aşkla bağlıydım. O yüzden öylesine okuyamadım bu kitabı. Beni aldı geçmişe götürdü. Uzun bir süre de geri getirmedi. Kitabın yazım dili hakkında en ufak bir eleştiri yapamam. Hayatımda okuduğum en duru anlatımlardan birine sahipti. Aktı gitti. "Burada da ne demek istedi acaba?" diye düşündüğüm bir satır dahi olmadı. Bu kitabı okuma alışkanlığı kazandırmak istediğiniz birine okutmanızı öneriyorum. Kitap okuma serüvenine katılmak için muazzam bir başlangıç olur. Ben kendi küçük kuzenime önermekle işe başladım. Sizler de bu kitabı edinip bir öğrenciye hediye ederseniz bir çocuğun hayatında yeni bir pencere açabilirsiniz.
Edebiyat
Yeşilin Kızı Anne 1L. M. Montgomery · Ren Kitap · 017,9bin okunma
8/10
·408 syf.··
2021 51. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Aralık 2021 05:18
İnceleme yazmak için biraz geç kaldığım bir kitap Ben, Kirke. Çünkü oldukça beğendiğim bir roman oldu. Hatta keyifsiz olduğum bir dönemde beni neşelendirmeyi başardı. Mitoloji oldum olası en sevdiğim konu alanlarının başında geliyor. O yüzden ne zaman mitoloji ögeleri taşıyan bir roman okusam içim kıpır kıpır olur, ergenliğime dönmüş gibi hissederim. Sevgili Kirke de tüm doğruları ve yanlışlarıyla beni o günlere götürmeyi başardı. Kitap oldukça akıcı, tempo asla düşmüyor. Yazar da duru bir anlatıma sahip. Afakanlar bastıran kitaplardan değil anlayacağınız. Kirke'nin büyük hatta kocaman yalnızlığı ve bu yalnızlığı doldurmak için gösterdiği çaba çok etkileyiciydi. Çoğumuzun pes edeceği noktaları fersah fersah aştı. Hayatına dahil ettiği herkese gösterdiği büyük özveri onun iç dünyasında nasıl biri olduğunu bence çok güzel bir şekilde gösteriyor. Büyük hatalar yapsa da, vicdanına bazen gözünü kapatsa da özünde sadece yardım bekleyen biriydi. En ufak bir el uzatıldığında hemen koşması da bundandı. Sevgisizlik, Tanrıça olsan da bir noktadan sonra zulüm verici olmayı başarıyor. Bence sürgüne hiç gerek yoktu. Kirke, adasından önce de hapisteydi. Eleştirime gelecek olursak yazımı kolay bir kitap aslında. Zaten ana şablon belli. Bu hikaye yıllar önce yazıldı. Yazara sadece boşlukları doldurmak kalıyor. Çoğumuz İkarus'u, Minotaurus'u, Odysseus'u zaten tanıyoruz ve maceralarını biliyoruz. Kirke ekseninde tüm bu hikayeler bize baştan anlatılıyor. Bu kötü bir eleştiridir diyemiyorum çünkü çerçeve çok güzel bir şekilde doldurulmuş. Ama iyi bir eleştiri de diyemem çünkü çerçevesini kendisi hazırlayan bir çok yazar dünya çapında bu başarılara ulaşamıyor. Elbette büyük bir emek vardır bu kitapta da asla saygısızlık etmek istemem ama biraz da olsa kolaylık içerdiğini hiçbirimiz
Edebiyat
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,2bin okunma
Puan vermedi·284 syf.··
2021 50. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2021 02:04
Leyla'nın Evi hem iç ısıtan hem iç burkan bir kitaptı benim için. Hem sevimli hem acıklı buldum. Yaşlı bir kadının doğduğu topraklara tırnaklarıyla tutunmasını okumak insanda en yoğun olarak merhamet duygusunu harekete geçiriyor. Okuduğum her sayfada Leyla'yı alıp evimde ağırlamak istedim. Leyla gibi bir hanımefendinin İstanbul'un diğer yüzüyle tanıştığında yaşadığı bocalamayı okumak çok tatlıydı. Sanki bir çocuğun parmaklarıyla nesneleri tanımaya çalışması gibi Leyla'nın bulunduğu ortama ayak uydurabilmek için yaşadığı zihni mücadele çok anlamlıydı. Hele sahneye çıktığında çığlık atacaktım. Bir insanı yaşamının her yılında yenilikler bulabilir. Leyla'nın sonsuz sıradan günlerinin sonunda, acıyla karışık yaşadığı maceraların, yaşamındaki deneyim eksiklerini bir nebze de olsa da dindirdiğini düşünüyorum. Ali Yekta Bey'in hikayesi ise beni yerle bir etti. Büyük şehirdeki küçük insanın dramını okumak beni her zaman çok kötü etkiliyor. Merdivenin basamaklarını yıllarca tırmanıp, tam tepeye ulaşınca düşmek... Ali Yekta'nın yaşamı bu kısa cümleyle özetlenebilir. Bir evlat yetiştirmenin tek boyutlu olmaması gerektiğini okuyucunun beynine işliyor bu yaşlı adamın hikayesi. Bir çocuk büyüdükçe her yönüyle erdemli bir insana dönüşmeli. Bıçağın sadece bir kısmını bileyemezsin. Roxy ise beni çok etkiledi diyemeyeceğim. Acılar çeken insanların daha sonra mazlum durumuna düşenlere karşı acımasız davranmalarına katlanamıyorum. Bu insanları hayatın sertleştirdiğini söylemek de bana çok saçma geliyor. Kırıldığın kadar kırarsan sen de o kötü insanlarla aynı kişiye dönüşürsün. Daha sonra hatalarından ders alıp değişmek de büyük bir başarı elbette. Ama yine de içim çok ısınmadı kendisine. Yusuf gibi biriyle karşılaşmak buzlarını kırmasına yetmemiş ama Leyla'nın naifliği onu bile
Edebiyat
Leyla'nın EviZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201735,3bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2021 49. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2021 00:50
Lejyon'un ikinci kitabını ilki kadar bile sevemedim. Hikaye beni içine almıyor, karakterlere herhangi bir duygu besleyemiyorum, meraklanmıyorum ya da heyecanlanmıyorum. Okuduğum her kitapla tanıdık bazılarıyla arkadaş olurum. Bu sefer yabancı olduk. Hikaye adından da anlaşılacağı üzere bir cesedi arama süreci üzerinden ilerliyor. Birtakım bilgilere ulaşmak için birbirleriyle yarışan taraflar ve bu tarafların bu uğurda verdikleri hem maddi savaşlar hem de akıl savaşlarını okuyoruz. Stephen Leeds ve halüsinasyonları yine başrolde ve bu sefer aramıza yeni karakterler de katılıyor. (Şöyle dahil olmadığı gruplardan biz diye bahsedenler gibi oldum "aramıza" derken. Bkz: kocasıyla çocuğunun fotoğrafını paylaşırken "babamızı özledik"; çocuğundan bahsederken "çok yaramazız, ödevimiz de çok..." gibi cümleler kuran anne) Çok uzun ve incelemeyle hiçbir ilgisi olmayan parantezimden sonra konuya dönüyorum. Yeni karakterlerden biri daha ön plana çıkıyor ve çözüm noktalarında büyük rol oynuyor. Kitap aile bağını alt metin olarak güzel işlemiş. Kim dost ya da düşman gibi gözükürse gözüksün işin sonunda seni düşünen yegane kişiler ailen oluyor. Ben de aile temasını çok geri planda işlense dahi okumayı çok seviyorum. Teknoloji ile ilgili hiçbir şeyi okumayı sevmemem belki bu kitaba çok fazla ısınmamı engellemiş olabilir. Çünkü serinin en temel noktası çok hoş benim için. Ana konuyu -Stephen Leeds ve halüsinasyonları- kafamda yarattığım bambaşka bir hikayede çok ilgi çekici buluyorum. Lejyon'da sevimsiz bulduğum olay örgüsü. !Spoiler! Kitapta en sevdiğim nokta Stephen'in tüm halüsinasyonlarının birer psikolojik rahatsızlığı olduğunu fark ettiği andı. Audrey'in deliliğinin idrakine varması ve aydınlanmanın bir anda yaşanması etkileyiciydi. Ayrıca Stephen'in kısmen de olsa yalnızlığı
Edebiyat
Lejyon: Kayıp Cesedin PeşindeBrandon Sanderson · Akılçelen Kitaplar · 2017484 okunma