"Bomboş gökyüzünde uçarken parlar atmaca."
Bu yazı Çevik Atmaca'ya bir veda...
Yerdeniz Büyücüsü'nü elime alalı tam 6 sene geçti. Çok uzun bir yolumuz oldu beraber. Her bitirdiğim kitapla ondan bir süreliğine ayrıldım. Çünkü veda etmek istemedim.
Artık geri dönecek bir kitabım kalmadı. Yerdeniz öteki rüzgarda uçuyor, ben topraktayım.
Okuduğum tüm kitaplar içinde bana Yerdeniz serisi kadar huzur vereni olmadı. O kadar yalın, o kadar büyülüydü ki... Bir gün gözümü açtığımda uyanmak istediğim diyar da bu yüzden yıllardır hiç değişmedi.
Öteki Rüzgar'la beraber artık her şey tamamlandı. Hiçbir soru işaretim, hiçbir memnuniyetsizliğim yok. Bir hikaye ancak bu kadar doğru sonlanabilirdi. Tüm karakterleri daha yakından tanıdım. Hepsinin olay örgüsüne olan katkısı muazzamdı. Bu kitapla beraber yeni tanıdığımız karakterler çok iyi yazılmıştı. Kızılağaç da, prenses de, büyücüler de hepsi ayrı bir serinin başrolü olabilirdi. Ursula K. Le Guin'in kişi yaratmadaki ustalığı beni yine hayran bıraktı.
Hem bu kadar sade hem bu kadar sanatsal bir yazım dili çok az yazarda karşıma çıkıyor. Dünyadan böylesine yetenekli bir sanatçı geçtiği ve biz de onun kaleminden böyle eserler okuyabildiğimiz için çok şanslıyız.
Bu kitapla beraber ejderhalar ve insanlar arasındaki ilişkiyi derinlemesine öğrendim. Karg'ı, Paln'ı, kültürlerini daha iyi tanıdım. Dünyanın en büyük insanları arasında bir köylünün daha büyük olabileceğini gördüm. İki diyarın tek diyar olması, bir artı birin bazen bir etmesinin hiç de şaşırtıcı olmadığını fark ettim.
Artık Yerdeniz'e veda ediyorum. Seni tüm kitaplardan daha çok seviyorum.
Ged'i, Tenar'ı, Lebannen'i, Tehanu'yu çok özleyeceğim.
Lebannen'in Tenar'a söylediği şarkıyı söylüyorum ben de.
"Yüreğimin neşesi, hür ol..."