Yaşar Kemal bu kitapta da yapıyor Yaşar Kemalliğini.Gençken -hayatının baharındayken- daha 17 yaşındayken -o ünlü Yalnızlık şiirini yazdığı yaşta iken- fikirlerini belirtip,ağa zulmüne karşı sesini çıkarabildiği için hapse girdiğinde yaptığı gibi.Bu kitap öyle süslü cümleler,ay ben bayıldım bunacılar ile anlatılabilecek bir kitap değil.Ülkenin bir kez havasını almış,toprağına basmış herkesin okuması gereken kitaplardan.Üzerinden yarım asırdan fazla zaman geçmesine rağmen günümüzde yaşananlarla benzerliği ne kadar canınızı sıkacak,orasını ben bilemem.Fakat belki bu kitabı daha fazla kişi okuyabilseydi böyle kısır bir tekerrür döngüsünde kaybolmaz idik.Mesela bu röportaj serisini okusaydık daha o zaman havanın buz kestiği bir dönemde olan depremin insanların ince çadırlarda donarak ölmesine tanık olabilseydik bilmem gene mi böyle olurdu?Sefaletten kaçakçılık yaparak hayatını tehlikeye atan insanları,ağa ya da üst delegelerin halkı nasıl birbirlerine düşürüp düşmanlaştırdığını görseydik?Halk için ses çıkarana önce halkın lanet ettiğini bilerek gene de devam edebilecek güce sahip olanları tanıyabilseydik.Yok anlatılabilecek bir kitap değil.İçinde biraz olsun vatan sevgisi,bölücü burjuvazi kesim nefreti,biraz olsun Atatürk ilkelerine bağlılık olan bir insan bunu okumalıdır.Ayakları çıplak üstsüz,başsız çocukların hâlâ mutlulukla gülümsebildiği,hayattan alacağı kalmamış her silleyi yemiş yaşlı bir adamın geleceğe dair umudu içinizi ısıtabiliyorsa o zaman bunu okuyabilirsiniz.Yaşar Kemal'in o meşhur şiiriyle bitiriyorum.Yaşadıklarına ve yalnızlığına rağmen hayatının sonuna kadar dava adamı olduğunu bilmenizi isteyerek...
Kuş uçmaz,kervan geçmez bir yerdesin
Su olsan kimse içmez
Yol olsan kimse geçmez
Elin adamı ne anlar senden?
Çıkarsın bir dağ başına,bir ağaç