JaneVic

"AĞIR" bir "ROMAN"
8/10
·147 syf.··
2025 2. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2025 20:10
Bu kitap her zaman olduğu gibi "Eski Türkiye Toplumuna" ayna tuttuğunu iddia ederek haddinden fazla düzgün Türkçeli ve tek problemlerinin; karakterlerin buhranları, "varoluşsal" sancıları olduğu nahif bir kitap değil. Yoğun aşk hikâyeleri ve gerçek dostlukların temaya zuhur ettiği bir masal da. Kitapta günümüzde bile benzer hayatları sürdüren, kendi dertlerimiz ve hayatlarımızı onlarınkiyle karşılaştırmaya utanacağımız, kitapta da oldukça sözü geçen "bitirim" insanların anlatıldığı bir kitap. Dertleri arasında terkedilmek, depresyon, aldatılmak, siyasi olaylara kafa yormaktan çok ölüm ve hayatta mücadelesi olan insanlar. Eh kitabı okumadan önce belki kendi dertlerimizi küçümsediğime kızacak ve yaşadığınız ağır olayların sizi nasıl yıprattığını düşüneceksiniz. Ancak her an yanınızdaki arkadaşınızın işkenceyle öldürülüp size onun intikamının yüklenebilmesi sorumluluğu ya da aşık olduğunuz; tecrübeli bir fahişe için pezevengini öldürdüğünüz hâlde arabası olduğundan başkasıyla yatan bir sevgiliniz yok. Böyle hayatlara sahip olmadığınız için şükretmenizi ya da kendinizi mutlu atfetmenizi öğütlemiyorum. Asıl eziklik başkasının acısını görüp kendini iyi hissetmektir. Bahsetmek istediğim şey kurgu bir roman olsa dahi cidden böyle hayatlar var. Kolera adlı Roman mahallesinde yaşayan çingenelerden biri olan Berber Ali oğlu Gıli Gıli Salih'in; mahalleyi hegomanyası altına almış güçlere karşı başkaldırışının, onun çocukluktan bitirim bir kabadayı oluşunun hikâyesi kesinlikle okumaya değer...
Ağır RomanMetin Kaçan · Can Yayınları · 02,762 okunma
Reklam
Yurdun toprağı kokan satırlar
Puan vermedi·196 syf.··
2024 222. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2024 09:14
Yaşar Kemal bu kitapta da yapıyor Yaşar Kemalliğini.Gençken -hayatının baharındayken- daha 17 yaşındayken -o ünlü Yalnızlık şiirini yazdığı yaşta iken- fikirlerini belirtip,ağa zulmüne karşı sesini çıkarabildiği için hapse girdiğinde yaptığı gibi.Bu kitap öyle süslü cümleler,ay ben bayıldım bunacılar ile anlatılabilecek bir kitap değil.Ülkenin bir kez havasını almış,toprağına basmış herkesin okuması gereken kitaplardan.Üzerinden yarım asırdan fazla zaman geçmesine rağmen günümüzde yaşananlarla benzerliği ne kadar canınızı sıkacak,orasını ben bilemem.Fakat belki bu kitabı daha fazla kişi okuyabilseydi böyle kısır bir tekerrür döngüsünde kaybolmaz idik.Mesela bu röportaj serisini okusaydık daha o zaman havanın buz kestiği bir dönemde olan depremin insanların ince çadırlarda donarak ölmesine tanık olabilseydik bilmem gene mi böyle olurdu?Sefaletten kaçakçılık yaparak hayatını tehlikeye atan insanları,ağa ya da üst delegelerin halkı nasıl birbirlerine düşürüp düşmanlaştırdığını görseydik?Halk için ses çıkarana önce halkın lanet ettiğini bilerek gene de devam edebilecek güce sahip olanları tanıyabilseydik.Yok anlatılabilecek bir kitap değil.İçinde biraz olsun vatan sevgisi,bölücü burjuvazi kesim nefreti,biraz olsun Atatürk ilkelerine bağlılık olan bir insan bunu okumalıdır.Ayakları çıplak üstsüz,başsız çocukların hâlâ mutlulukla gülümsebildiği,hayattan alacağı kalmamış her silleyi yemiş yaşlı bir adamın geleceğe dair umudu içinizi ısıtabiliyorsa o zaman bunu okuyabilirsiniz.Yaşar Kemal'in o meşhur şiiriyle bitiriyorum.Yaşadıklarına ve yalnızlığına rağmen hayatının sonuna kadar dava adamı olduğunu bilmenizi isteyerek... Kuş uçmaz,kervan geçmez bir yerdesin Su olsan kimse içmez Yol olsan kimse geçmez Elin adamı ne anlar senden? Çıkarsın bir dağ başına,bir ağaç
Bir Bulut KaynıyorYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 2021903 okunma
insanların birbiri üzerindeki yıkım gücü ve dostoyevski
Puan vermedi·175 syf.··
2024 35. kitabı
Bu kitaptan diğer okurlar ne gibi çıkarımlar yapmışlardır bilemiyorum ama muhtemelen zengin-fakir çatışması ve Rusya'nın o dönemki toplumsal-sosyal algıları çıkarımı baskındır.Kitap fakir ve orta yaşlı bir adam olan Makar Devuşkin'in genç bir kadın olan Varvara Dobroselova'ya aşık olup ona hediyeler göndererek daha da fakirleşmesini ele alıyor.Dostoyevski her eserinde olduğu gibi bu eserinde de psikolojik derinliği olan karakterlerle sosyal ve ahlaki sorunları işlemiştir. Ama bana kalırsa kitap,duyguların insanların zaten yanlış seçimlerle doldurmuş olduğu hayatlarının kırılganlığını,arttırmasını anlatıyor.Orta yaşlı fakir bir adamın genç bir kadına olan aşkında elbet bir sorun yok.Ama toplum her zaman olduğu gibi bu sefer de sevginin üzerine kendi uydurdukları iğrenç düşünceleri koyarak onları rezil etmiştir.O dönemki Rusya'da her zaman bizim şuanki sosyolojik durumumuzdan esameler bulurum nedense. Kısaca kitabın da gösterdiği gibi insanlar her zaman duygularının esareti altında ezilerek diğer insanlarda acıma ve her şeyi mahvetme hissi uyandıracaklardır.Kırılması mümkün olmayan kısır döngüler.Aslında belki de mümkündür.İnsancıklar olmazsa duygular da olmaz değil mi?
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202376,8bin okunma
iyi kazanır ahlaksız ölür klişesinin babası ve onun eseri
Puan vermedi
İnceleme yapmak için üzerinden uzun bir zaman geçmiş olsa da kitaplarla ilgili özetlerimi yazdığım defteri okuyarak burda da bir yorumum olsun istedim. Kült olmasına rağmen bana bu kadar klişe ve tanıdık gelmesinin sebebi bu eserin çok kez başka eserlerde esinti ve uyarlanma ile tekrar diriltilmiş olmasıdır ancak bunun yanı sıra diğer bir önemli sebep Tolstoy'un katı etik anlayışının toplumumuz için oldukça uygun olması muhtemelen. Bu tanıdıklık duygusundan ve karakterlerin de ruhsal karmaşasını çok kaldırabileceğim bir dönemde olmadığım bir zamanda okuduğum için olacak kitap benim için yorucuydu. Kitap zaten edebi yönden de ağırken bir de yazarın karakterler üzerinden sürekli ideolojilerini benimsetme çabasını takip etmek tam bir eziyetti. Yazarın kendi ideolojisini dayatması harici öne çıkan fikirler de oldukça ayrımsanabilir ve can sıkıcıydı.Aşksız evliliklerin felakete sürükleneceği mesajı dışında durmadan çevre baskısı,ahlak anlayışı,toplumun kalıplaşmış düşüncelerine maruz kalan Anna'yı,yazar gerçek hayatta tanıyıp hayatını takip edebilseydi eminim bir gram üzüntü duymaz hatta içten içe hissettiği hazdan dolayı kendini suçlu hissederdi.Öte yandan o zamanlar için oldukça cüretkar bir kitap olduğunu düşünüyorum.O zamanlarda,bu zamanlarda olandan daha baskın bir ataerkil tutuma rağmen erkek de olsa bir yazarın böyle yasak ilişki dolu bir kitabı kaleme almasının bedeli Anna Karenina'nın ölümü olmasaydı kitap ne kadar kabullenilebilirdi bilmiyorum.(Ki bu bile bir bahane değil çünkü ondan yıllar önce cüretkar eserleri olan kadın yazarlar gerek erkek mahlaslarıyla gerekse kendi adlarıyla korkusuzca topluma meydan okuyacak eserler yazmaktaydı.Örneğin Emily Brontë "Ellis Bell" takma ismi ile intikamla ateşlenen büyük bir trajediyi işlerken,Jane Austen ironik dili
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,5bin okunma
Kalite olarak Epilasyon Broşürleri ile Kapışacak Bir Eser
1/10
·277 syf.··
2024 209. kitabı
Kitabı hiç beğenmedim hatta bir noktadan sonra kendimi okumak için zorladım.Sonuçta kitap belki finalinde bende yarattığı yıkımı toparlayabilirdi ama olmadı.Yazarın kendi aile tramvalarından yola çıkarak bu spesifik ve kendine özgü yargıları nesnelleştirmesi ve manipülatif tonundan hoşlanmadım.Sürekli olarak her türlü ailevi ilişkide anne-babanın suçlanmaması gerektiği ve asıl suçlunun evlatlar olduğundan bahsediyor.Ebeveynleri tarafından türlü istismar ve şiddete maruz kalanlar dahil.Durmaksızın asıl suçlunun ebeveynlerine mesafe koyan "biz" (nedense mesafe koymak zorunda kalmak ya da ailenin mesafe koyabileceğini düşünememiş sevgili yazarımız) olduğundan bahsederek iyileşme yolunun kendi kimliğini aşağılama güdülü egzersiz olduğu iddia edilen bazı cümleler olduğunu belirtiyor.İşte bazı örnekler: 1)Bu kadar mesafeli olduğum için özür dilerim. 2)Ne zaman bana yaklaşmaya çalışsan seni ittim. ... 6)Bu kadar zor olduğum için özür dilerim. 7)Gerçekten çok yargılayıcı oldum... 8)Lütfen bana ikinci bir şans ver. ... 13)Sevgini belirli bir şekilde göstermeni beklemeyeceğim. Ve daha niceleri. Bahsettiği olay ve durumlarla ilgili tek bir kaynak yok.Sadece yapılan araştırmalar gösteriyor ki ile başlayan cümleler...Ne araştırması,kim yapmış,tarih? Verdiği çok bilinen psikolojik kuramları da kendine göre düzenlemiş Mark Bey.Örneğin: Freud'un yeniden canlandırma ve "yineleme takıntısı"ndan bahsetmiştir.(bu tekerrürler bilinçaltının çözülmemiş şeyleri "hatasız" tekrar yapılabilmesi uğrunadır) fakat bu kişinin şahsi tramvası ile ilgili olan kuramı ne cesaretle neslin ortak tramvaları seviyesine geçirmiş bilemiyorum. Yani yazara göre dıdınızın dıdısındaki problemleri taşıyorsunuz.Mutlu olma şansınız yok.Hatta bir noktada bunun genetikte de olduğunu ileri sürüyor.Yani anne ve baba
Seninle BaşlamadıMark Wolynn · Sola Yayınları · 202218,1bin okunma