Sevilme ihtiyacıyla şekillenen bir hayat, insanı fark ettirmeden köleleştirir. Çünkü başkalarının sevgisine bağımlı olan biri, kendi değerini asla kendi belirleyemez.
Özgürlük, her istediğini yapmak değil; insanın kendi sınırlarını tanıyıp, o sınırlar içinde kendisi olabilmesidir. Kendinden kaçan biri için özgürlük, sadece bir yanılsamadır.
Kendini tanımaktan kaçan insan, başkalarının hayatına sığınarak var olmaya çalışır. Ama ödünç alınmış kimliklerle kurulan hiçbir hayat, insanın içindeki o derin eksiklik hissini susturamaz.
İnsan, hayatı boyunca başkalarının gözünde bir yer edinmeye çalışırken, çoğu zaman kendi içindeki değeri görmeyi unutur. Oysa başkalarının bakışıyla şekillenen bir benlik, en küçük sarsıntıda parçalanmaya mahkûmdur.