Sevilmek uğruna kendinden vazgeçen insan, aslında en büyük yalnızlığı yaşamaya mahkûmdur. Çünkü insan, kendisi olamadığı hiçbir yerde gerçekten var olamaz; var olamadığı yerde ise sevildiğini sansa bile, bu sevgi ona ait değildir.
İnsan, çoğu zaman kendi içindeki boşluğu başkalarıyla doldurmaya çalışır; oysa o boşluk, başkalarıyla değil, ancak insanın kendisiyle kuracağı dürüst bir yüzleşmeyle anlam kazanır. Kaçtıkça büyüyen bu boşluk, insanın en sessiz ama en ağır yüküdür.