Jale

Boşluğu dolduran - Oburluk
İnsanın düşünceleriyle baş başa kaldığı ortamların sıklığı arttıkça olumsuz yargıların baş göstermesi de artıyor. Yalnız kaldığımız vakitler bizi en çok karamsarlığa iten; bizi bizimle, pişmanlıklarımızla, kaygılarımızla ve acılarımızla baş başa getiren zaman dilimleri oluyor. Kendimizden kurtulmak için kendimize çeki düzen vermeye çalıştığımız haller bunlar. Kalbimizin kırılıp cam gibi ufalanmış boşluklarını yalnız başımıza yemeğe oturduğumuzda aklımıza getirmemiş miyizdir hiç? O sırada yapabileceğimiz tek aktivite belki de karnımızı doyurmak. Bize iyi gelen bir şey yaptığımızı, bir ihtiyacımızı karşıladığımızı zihnimize hatırlatarak benliğimize katkı sağlamak. Olumluyla olumsuzun dengesini kurmaya çalışan idimiz bizi ne garip hallere sokuyor böyle. Kendimizi beslemek için üzülmeye, içimizdeki boşluğu kapatmak için yeni delikler açmaya ne de hevesliyiz. Bitmeyecek bir döngünün dengelenmesi ya da bir döngünün geçici bir süre durması için verilen estir bu. En şiddetli ağlamalarımız hemen uyumadan öncesidir.
Reklam
İnternet
2000'ler hatta 2010'lardan sonra insan ilişkileri dijital bir boyut kazandı. Eskiden yok muydu internet, vardı tabii ama bu kadar yaygın değildi. Cep telefonları akıllı olmasa da iş görüyordu. Yaşam internete bu kadar bağlı değildi. Evraklar, işler, posta gelmesi, kargo gelmesi, lokantaya gidip yemek yemek için sıra beklenmesi... İnternet fiber kablolarla geliyordu, ışıltısı bizim de zamanımızı hızlandırdı. Makineler işçileri nasıl gömdüyse, internet de aynısını yaptı. Bir ürüne harcanan birim emek düştü. Bilinçsiz, dolayısıyla ona verilen komutlardan başka bir şey yapamayan suistimale çok açık ama kendi içinde narsistik derecede kusursuz olan makinelere teslim ettik kendimizi. Yetmiyordu ürettiklerimiz, üretimi katlettik. Diktiği kazakta bir ilmek kaçırıp her defasında farklı kusurlu bir kazak ören terziyi kaybettik, bize aynılıktan başka bir şey sunmayan makineleri kazandık. Eksikliğin getirdiği tamamlama arzusunu kaybettik, her şey elimizin altındaydı, ne ararsak bulurduk ya? Araştırmanın, merak etmenin önemini yitirdik. İnternet bir yayım aracıydı. Kitleleri bir araya o kadar hızlı getirebiliyordu ki hiç olmaz dediğiniz fikirler bir anda buluşuyor birbirine karışıyordu. Dünyanın bir ucu diğer ucuna fiber iplikle bağlandı. Makineler belki daha masumdu. İnsanların ona yükledikleri komutlarla çalışıyorlardı neticede. Ama internet öyle mi? İnsanı dıştan pakladı, cilaladı ve içini komutladı.

Jale

, bir kitap okudu
6/10
·434 syf.·
6 günde okudu
·
2023 7. kitabı
Ernest Hemingway
8/10 · 7,9bin okunma
Heykel
…Onları dışarı çıkardıktan sonra kapıyı kapadım. Işığı söndürünce bir yararı olmadığını anladım. Bir heykele elveda demek gibi bir şeydi bu. Cansız bedeni öylece yatıyordu. Az sonra dışarı çıktım, hastaneden ayrılıp,yağmur altında otele kadar yürüdüm