Oradayken sık sık tekme attığını hissetmiştim. Ama bir haftadır hissetmemiştim. Belki de onca zamandır boğulmuştu. Zavallı küçük çocuk. Keşke ben de öyle boğulsam diye düşünüyordum. Yo, düşünmüyordum. Yine de, en azından bu ölüm olayını yaşamazdım. Şimdi de Catherine ölecek ti. Böyle olurdu. İnsan ölürdü. Neden olduğunu bilmezdi. Asla öğrenecek zamanı olmazdı. Ortasına atıverir, kuralları anlatır, yoldan çıktığı ilk anda da öldürüverirlerdi. Ya da Aymo gibi yok yere öldürürlerdi. Ya da Rinaldi gibi frengi verirlerdi. Ama en sonunda insanı öldürürlerdi. Orası kesin. Sağ kaldığında insanı öldürürlerdi.
Bir keresinde kamptayken ateşin üstüne bir kütük koymuştum, içi karınca doluydu. Yanmaya başlayınca karıncalar dışarı üşüşmüş, önce ateşin olduğu orta kısma doğru gitmiş, ardından dönüp ucuna koşmuşlardı. İyice kalabalık olunca ateşin içine düşmüşlerdi. Kimi, bedenleri yanmış, yamyassı olmuş vaziyette çıkıp nereye gittiklerini bilmeden uzaklaşmıştı. Ama çoğu önce ateşe doğru, sonra tekrar uca giderek serin yanında topla- şıp en sonunda ateşin içine düşmüştü. O zaman dünyanın sonu geldiğini, mesih olup kütüğü ateşten alıp karıncaların zemine inebilecekleri bir yere atmak için inanılmaz bir fırsat olduğunu düşündüğümü anımsıyorum. Ama üstüne su eklemeden önce viski koyacak boş bardağım olsun diye kütüğün üstüne bir maşrapa su boşaltmaktan başka bir şey yapmadım. Sanırım yanan kütüğe bir bardak su atmak yalnızca karıncaları haşlardı.