Bir genç vardı. Aşık, Fedai, iyi huylu, binmişti sevgilisiyle sandala.temiz yüzlü. okyanusta giderken düştüler bir girdaba. bir gemici yetişti onlara yardıma O durumda kimse ölmesin diye.diyordu Aşık boğuşurken dalgalarla, utanarak: Boş ver beni sen; tut yarimin elinden. çırpınırken dalgalarda duydular sözlerini son anların da. diyordu; sorma aşkı sıkıştımı yarı unutana. kulak verme sen zirvalayana. böyle yaşadı tüm aşıklar. Dinle tecrübeyi. öğren. Sadi iyi bilir Aşkın yolunu yordamını. Bağdat'ta bir Arap nasıl bilir se Arap dilini. varsa sevginin, bağla ona gönlünü. sonra tüm alemi kapa gitsin gözünü. Leyla'nın Mecnun'u dirilseydi. bu defterden okur yazardı aşk sözünü..
Şil bûna kolan ê demsal dane êdî.
Ew bajar ê şênî anha ji xêm dibare, her kes kilam ê xwe dibeje ziman ê xwe da. Rûye xwe ji pera digirmiçîne:
Her kes we bajarî da çîroka xwe her kesî(qişka) Pir tir xêmdarî zane.. jîr rênas redkan-î (Erhan gök)
Rojekê civat kom bûye û gel dipeyivin. Rîsipiyekî got
-Gelo merivek dikare çend nanan bixwe?
Xortekî bersiv da:
-Apo, ez dikarim di carekî de panzdeh nanan bixwim. Rîsipî carek din got :
-Lawo min ji merivan pirsî, ne ji dewaran.