Bu kitabı kısa bir süre önce okumuştum. O zaman hissettiklerimi kelimelere dökememiş, sadece bir not düşüp bırakmışım: “Sonra yazarım.”
İşte şimdi, o notu açıp paylaşıyorum.
Yaşamak, okurken değil, bittikten sonra insanın içine yerleşen bir kitap.
Fugui’nin hikâyesinde kahramanlık yok, umut da yok belki; ama vazgeçmeyen bir kalp var.
İnsanın yaşamak zorunda oluşuna dair sessiz, ama derin bir kabulleniş…
Yu Hua, acıyı büyütmeden, yaşamın bütün ağırlığını yalın bir dille anlatıyor.
Belki de bu yüzden bu kadar gerçek geliyor.
Çünkü bazen yaşamak; direnmek, anlam aramadan nefes almak, sadece devam etmektir.
Ve belki de insan, tam da bu sıradan devam edişte en çok insandır.