Tek tesellim ölümümden sonra yok olmaktı. Tekrar yaşamak fikri beni korkutuyor ve yoruyordu. Daha yaşadığım bu dünyaya alışamamıştım, başka bir dünya ne işime yarardı ki? Bu dünyanın bana göre bir yer olmadığını hissediyordum. Burası birtakım hayâsız, yüzsüz, dilenci kılıklı, ukala, yırtık ve açgözlü insanlara aitti. Burası, dünyanın düzenine göre yaratılmış olanlar, yeryüzü ve gökyüzünün altındaki güçlüler, kasap dükkânının önündeki bir parça kokmuş et için kuyruk sallayan köpek gibi yalakalık yapanlar içindi. Yeniden bir hayatı yaşamak düşüncesi beni yoruyor ve korkutuyordu. Hayır, benim bu mide bulandırıcı ve lanetli suratların dünyalarını görmeye ihtiyacım yoktu. Tanrı başka dunyaları gözüme sokacak kadar görgüsüz müydü? 'Hakikatte yeni bir dünyada yaşamam gerekiyorsa da; hislerimin, düşüncelerimin daha da uyuşup kopmasını arzu ediyordum; yorulmadan, zahmetsizce nefes alıp Lingom tapınağının sütunlarının gölgesinde kendim için yaşayabilirdim. Güneş gözümü almadan, insanların sesleri ve sözleri kulağımı tırmalamadan aylakça gezinebilirdim.
Deborah kendini, bir güvercini korkutucu bir ülkeyi keşfe gönderen Nuh gibi gördü bir an Bir süre sonra güvercin bitkin bir halde ba-
gırarak döndü. Gagasında hiç yeşil sil dal yoktu, ama en azından geri dönmüştü. "Kötülemiyorum," dedi. "Hiç de kötülemiyorum."