Gözde KOÇAK

Puan vermedi·200 syf.··
2021 2. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2021 16:55
Erich Fromm'u az çok tanımış herkes bu kitaptan romantik bir dil beklememesi gerektiğini bilir ancak bilmeyenlerin sayısı azımsanmayacak kadar fazla ki önsözde bile bu uyarı yapılmış ben de yapayım. Romantik, insanı bulutlara çıkaracak aşk güzellemeleri erich Fromm'un tarzı değil. Kendisi dünya savaşı etkilerinden, görüp geçirdiklerinden siyasi anlamda etkilenmiş Marksist bir yazar. Sevgiyi realist bir biçimde anlatmak istemiş pek alışıldık değil, bu yüzden ilgi çekmiş hala da çekiyor. Dediğim gibi bulutların üstüne çıkarmaz ama sevgiyle ilgili uç pembe hayalleriniz varsa yere çakabilir. Temelde insan sevmeyi bilmeden sevemez, sevgi ihtiyaçsa gerçek değildir bütüne yayılmalıdır diyor. Muhteşem bir kitap ben alıntılarımı da ekliyorum. Okuyan, okumak isteyen olursa tartışmak da isterim. -olgunlaşmamış sevgi, "seni seviyorum çünkü sana ihtiyacım var" der. Olgunlaşmış sevginin söylediği ise "sana ihtiyacım var çünkü seni seviyorum" dur. eğer birini seviyorsam herkesi seviyorumdur; dünyayı, yaşamayı seviyorumdur. Eğer birine "seni seviyorum" diyebiliyorsam, "sende herkesi seviyorum, seninle tüm dünyayı seviyorum, sende aynı zamanda kendimi de seviyorum" da diyebilmeliyim. sevgi mucizeler yaratabilir ama hiç kimse onun kadar yaralayamaz. Kişinin kendine inancı söz verebilme becerisinin bir sonucudur ve dolayısıyla da Nietzsche nin dediği gibi insan söz verebilme yetisine göre tanımlanabilir, inanç insanın var oluşunun bir koşuludur. Sevgiyle olan ilişkisi açısından bunun anlamı, kişinin kendi sevgisine olan inancı, başkalarında sevgi yaratabilme ve bu sevginin geçerliliğidir. ancak kendine inancı olan birinin başkalarına da inancı olur, çünkü o yarın da bugünkü gibi olacağını, nasıl düşünüp nasıl davanacağını bilir uyum ya da çatışma, neşe ya da üzüntü bile ikincil kalır.
Sevme SanatıErich Fromm · Say Yayınları · 20207,8bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
AMOR FATI
10/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
Irvın Yalom okuyup da kendisiyle seans yapmak istemeyen bir kişi çıkar mı acaba? Çıkarsa bile ben o kişi olmam. Nietzsche Ağladığında kitabını okuduktan sonra seansa gelen hasta sayısında ciddi artış olduğunu biliyordum sebebini şimdi daha iyi anlıyorum. En derin, kendinizle bile konuşmaktan çekinip halı altına süpürdüğünüz ne varsa gerek acıta acıta gerek rahatlatarak çıkıveriyor. Nietzsche gibi kapalı kutu bir adamın çözümlenişini okumak benim açımdan muhteşemdi. Böyle buyurdu zerdüşt'ü okuduğumda nietzsche'ye reverans yapmışımlığım vardır. Müthiş bir fikir adamı gerçek bir deha. Irvın Yalom'u terapistlik becerisi ve yazarlık yeteneğini de hesaba katınca düşünün ortaya nasıl bir eser çıkıyor. Ben bıraksanız günlerce konuşurum buna bir son vermek için kitaptan notlarımı paylaşacağım hükmü siz verin. Amor fati "kutsal olan gerçekler değil, kişinin kendi gerçeği için çıktığı arayıştır" "gerçeğin düşmanı yalanlar değil inançlardır" Korkular da yıldızlar gibi hep oradadırlar ama gün ışığı onları gizler. Gururlu bir yüceliğe erişmek isteyen ağaç, fırtınalı hava ister. Dans eden bir yıldız doğurmak isteyen önce kendi içindeki kaos ve taşkınlığı yaşamak zorundadır. Eğer kimse sizi dinlemiyorsa bağırmak en doğal şeydir Zaman durdurulamaz: bu bizim sırtımızdaki en büyük yük. Ve en büyük mücadelemiz bu yüke rağmen yaşayabilmek. Bizler arzu edilenden ziyade arzu etmeye aşığız. Uzun süre önce kötü şöhretle baş etmenin vicdan azabıyla baş etmekten daha kolay olduğunu öğrendim. "Doğru zamanda ölmek" Güçlenmek istiyorsan önce köklerini hiçliğin derinlerine gömmeli ve en yalnız yalnızlığınla yüz yüze gelmeyi öğrenmelisin. İdeal evlilik ilişkisi, her iki insanın da yaşamını sürdürmesi için bu ilişkiye muhtaç olmadığı zaman kurulandır. Biriyle tam bir ilişki kurabilmen için ilk önce
Edebiyat
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2020 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2020 04:55
Yazara duyduğum meraktan dolayı yazdığı her şeyi elimden geldiğince okuma kararı aldım. Başlangıç kitabım:Arayışlar. Lou Salome zamanının ötesinde özgürlük anlayışı ve Nietzsche, Freud, Rilke ile ismininin anılmasıyla dikkat çekmiş bir isim. Kimileri Nietzsche'nin kadın düşmanlığının kaynağı olarak kendisini gösterse de sanatını aşk hayatına tercih eden çok ender bir kadın Salome. Arayışlar kitabında Adine karakteriyle özetin özeti bile olsa kendini anlattığını düşünüyorum. Adine, genç bir kadınken Benno isimli yakışıklı, başarılı, gelenekçi bir adama gönlünü kaptırır ancak sevgisi ve hayranlığı özgürlüğüyle kesiştiği noktada soğumaya başlar. Adine sanatçı aristokrat bir kadındır çevresinde ve zamanın şartlarına göre aşırı bir kadın olarak da anılmaktadır. Güzelliği ve zekasının cazibesine rağmen nişanlısı Benno nişanı atar, Adine sanatını icra etmek üzere Paris'e gider. Yıllar sonra tekrar karşılaşırlar. Benno kendini yenilemiş, doktorluğu dışında kitaplara, felsefeye kendini açmıştır. Adine ile yeniden şansını denemek ister ancak Adine için özgürlüğü mü bir adamın onu geleneğe iten aşkı mı sorusunun cevabı çoktan verilmiştir. Özgürlüğünü, sanatını toplumun ondan beklediği evlilik kurumuna katlettirmek istemez. Şanslı ki ne annesi ne başkası onu evliliğe zorlamaz. Kendi kurallarını kendi koyan zamana uymayan bir kadını anlatır kitap boyunca ama bunu hiç göze sokmadan olan bitenin pek de farkında olmayan bir gözle anlatır. Salome kendisi de aristokrat kesimden olduğu için bazı kurallar daha esnek bu yüzden bu tarz zorlamalarla zamanının sıradan halk kadınından daha az uğraştığını düşünüyorum. Freud'un kendisinden "Korkunç bir zeka… Onun yanına yaklaşan herkes, varlığının samimiyetinden ve uyumundan çok güçlü bir biçimde etkilenirdi; kadınlara özgü zaafların hiçbirinin
ArayışlarLou Andreas-Salomé · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202411,9bin okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2020 14. kitabı
ÖKÜZÜN A’SI BARRY SANDERS Gözde KOÇAK GİRİŞ: Tarihe okuryazarlığın sonucu olarak giren kitap kültürüne bağlı, toplumsal ve düşünsel araç olarak göstereceğimiz benliği sorgulamalıyız. Benliğin yeni dünya ile birlikte yok olmaya başlayışını inceleyeceğiz. Bu kitapta okuryazarlığa sırt çevirmiş gençlerin benlikten kopuşuna değiniliyor. Kopuş nasıl engellenir sorusuna vereceğimiz cevap ise basit: benliği yeniden yakalamalıyız. Bu yalnızca öğretmenlerin yapabileceği bir şey değildir, temelde okuryazarlık baştan tanımlanmalı ve gerektiği şekilde topluma mal edilmelidir. ”Okuryazarlık bir ilişkiler ve yapılar demetidir, insanın içselleştirerek deneyimlerine aktardığı devingen bir sistemdir. ” devamında yazar okuryazarlığa giden yolun bir bebeğin ilk nefesinden başladığını söylüyor. Okuryazarlık tam anlamıyla çocukların önce sözlü kültürle iç içe geçmesiyle sağlanabilir. Bu ilk aşama olmak zorundadır. Anne baba, öğretmen kısaca tüm toplum bu örüntünün parçasıdır. Örüntüdeki bir farklılık bütünü etkileyecektir. Anne çocuk arasındaki duygusal ve fizyolojik bağın ticari sebeplerle koparılması, öğretmenlerin öğrenciye karşı tutumu, çocuklarını bir yarış atına çevirmeye çalışarak onları benliklerinden uzaklaştıran ana babalar, çeteye katılan çocuklar, televizyon ve bilgisayarın yeri ve bölümlerde bahsedeceğim diğer sebepler toplumsal bir okuryazarlık bütününün parçalarıdır. Yazar giriş bölümünde son olarak kitabın adının nereden geldiğini söyler. ”ilk haliyle Fenike yazı sisteminde alef denilen A harfi bugün bildiğimiz A nın yan yatırılmış biçimiydi. İnek ya da öküzü temsil ederdi… Sözellikte imla hatası olmaz ben de kitaba yakışacağını umduğum bu ismi buldum ÖKÜZÜN A’SI ” 1.BÖLÜM Kitabın genel hatları bu bölümde
Edebiyat
Öküzün A'sıBarry Sanders · Ayrıntı Yayınları · 2019684 okunma
9/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2020 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2020 14:14
Irvın D. Yalom'un alışılmadık psikoterapi tekniklerinin varoluşçulukla iç içe geçmiş hali: Günübirlik Hayatlar. 10 öyküden oluşan bu terapi seanslarının her biri ayrı ayrı değerlendirilmeyi hak etse de ben yer yer parantez açarak genel fikrimi yazacağım. Yalom, kitaplarıyla hem iyi bir psikiyatrist hem muhteşem bir yazar olduğunu kanıtlıyor. Gelen danışanlarının sık sık belirttiği gibi, Yalom'un kitaplarını okuduktan sonra kendileri için doğru psikiyatrist olduğuna karar vermelerinden de bunu anlayabiliyoruz. Reklam için bunun sık sık gündeme geldiğini de düşünebiliriz ancak doğruluk payının her halükarda olduğuna inanıyorum keza kitabı bitirince ben de kendisiyle birkaç seans yapmak istedim. 10 ayrı seans tek tema üzerinden ilerliyor: Ölüm korkusu. Yalom bu seansları yaptığı yıllarda 81 82 yaşlarında oldukça yaşlı bir doktor bu yüzden hem kendi yarasına tuz basıyor hem danışanlarınınkini sarıyor. Psikiyatrist Jung: "iyi bir şifacı yaralı olmalıdır. Yarası olmayan iyi bir şifacı olamaz. " der "sana büyük acılar vereceğim, çünkü senin büyük sevinçler yaşamanı istiyorum." diye ekler. Hayata aynı açıdan değil aynı acıdan bakmış olanlar anlaşabilir. Yalom da tam bu bakış açısıyla yaklaşıyor. Ezbere bir psikoterapi olmayışı da bundan ötürü. Öğretilen teknikler matematize edilebilen sistematik yöntemlerle sınırlı kalabilir, bana kalırsa insan ruhu daha derin daha karmaşıktır. Yalom da böyle düşününenlerden, bu sebeple müthiş bir saydamlıkla terapilerini gerçekleştiriyor. Demek istediğim şu: bunu söylemeliyim çünkü okulda bunu öğrendimden ziyade; böyle söylemeliyim çünkü karşımdakine böyle ulaşabilirim. Kendisini alanında iyi yapan özelliği bu kanaatimce. Seanslar bir liderlik mücadelesiyle geçmiyor anlama anlaşılma yer yer diklenme bazen bocalamayla geçiyor. Bu da işin
Günübirlik HayatlarIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 201616,2bin okunma