Agırî

Savaşmak bütün büyük dinlerde emredilmiştir
11- HAKLI BİR SEBEP UĞRUNA SAVAŞMAK BÜTÜN BÜYÜK DİNLER TARAFINDAN EMREDİLMİŞTİR Karşılaştırmalı dinler konusu üzerinde çalışıyorum. Tüm büyük dünya dinlerinin kutsal kitaplarını okursanız hepsinde savaşmanın emredildiğini görürsünüz. Evet; dünyanın bütün büyük dinleri, özellikle meşru müdafaa veya zulüm ve adalet-sizliğe karşı çıkmak için savaşmayı emretmiştir. Önce Incil'e bakalım: "(Rab dedi) Şehir boyunca onun peşinden gidin ve onu öl-dürün: Gözünüzü ayırmayın, acımayın da!" (Ezekiel kitabı, 5, NIV) "(Musa dedi) İsrail'in tanrısı rab diyor ki: Her insanın kı-lıcını yanına koyun, kamp boyunca kapıdan kapıya gidin ve her insanın kardeşini, yoldaşını ve komşusunu öldürün. Ve Levi'nin çocukları Musa'nın dediğini yaptılar. O gün halktan yaklaşık üç bin kişi öldü." (Çıkış kitabı, 27-28) "Sonra onlara dedi (Isa): Ama şimdi, para çantası olan onu alsın ve aynı şekilde kesesini de alsın. Ve kılıcı olmayan, elbise-sini satsın ve bir tane alsın." (Luka incili, 36 Isa Mesih (aleyhisselam) takipçileri olan havarilere, kilic alip savaşmalarını söyledi ve havarilerden biri bir kişinin ku-laklarını kesti. Öyleyse Hristiyanlar kutsal kitaplarına bakarlarsa onun ne emrettiğini görürler? Savaşmaları gerektiğini! Hindular'a soruyorum: Mahabharata'yı okudunuz mu? Mahabharata nedir? Hindular'ın destanı ve kutsal kitabı olan Mahabharata, Kaurava ve Pandava adında iki akraba aile ara-sındakı savaştan bahsediyor. Bhagavad Gita, Mahabharata'nın temelidir. Bhagavad Gita'yı okursanız içinde savaşmaktan bah-seden on sekiz bölüm olduğunu görürsünüz. Savaş alanında Arjuna, akrabalarını öldürmesiyle altına gi-receği vicdan yükünü taşımaktansa savaşmamayı ve öldürül-memeyi tercih eder. Bu anda Krişna, Arjuna'ya savaş alanında bazı tavsiyelerde bulunur. Bu tavsiye Bhagavad Gita'da
Alıntı
Reklam
Hile: Ayetleri anlamları dışına çıkaran kâfirler
Islam'a sıklıkla şüpheci bir tavır takınanlar ve İslam'ı eleşti-renler, Kur'an'ın bazı ayetlerini alıyorlar ve bunları alıntılayarak Kur'an'ın, kafirlerin öldürülmesi gerektiğini söylediğini iddia ediyorlar. Bu kişilerin çoğunun Kur'an'a saldırmak için aktar-dığı meşhur bir ayet, Allah'ın şöyle buyurduğu Tevbe suresinin 5. ayetidir: "Haram aylar çıkınca müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün, esir alın, kuşatın ve onları her geçit yerinde gözetleyin. Şayet tevbe ederler, namazlarını kılarlar ve zekâtlarını verirlerse artık onları serbest bırakın. Allah bağışlayıcıdır, esirgeyendir." (Tevbe, 5) Bu ayet, Islam'ın en ısrarlı eleştirmenlerinden biri olan Arun Shourie tarafından bile kullanılıyor. O bile bu meşhur ayeti The World of Fatawas or the Shariah in Action adlı kita-bında alıntılar. Arun Shourie bu kitabında, ayetin çevirisinde-ki kafir ifadesinin yanına 'Hindu' kelimesini eklemiştir. Dikkat edilmesi gereken nokta, Arapça "kāfır" kelimesinin anlamının, "'inancı reddeden', 'inançsız kişi demek olduğudur. Arun Shou-rie bu ayetin tercümesini şöyle veriyor. "Ne zaman bir kafır (Hindu) bulursanız onu öldürün ve her kurduğunuz tuzakta onları bekleyin." Bu şekilde Arun Shourie, Müslümanlar'ın kitabının, yüce Allah'ın bu kelimesinin, Kur'an-ı Kerim'in Müslümanlar'dan, Müslüman olmayanları (ve parantez içinde Hindu ekiyle), nere-de ve ne zaman bulurlarsa öldürmelerini istediğini göstermeye çalışıyor. Ayrıca kitabında yukarıdaki ayetten alıntı yaptıktan sonra aynı surenin 7. ayetine atlıyor. Herhangi biri herhangi bir metni bağlam dışında alıntılarsa o metnin verdiği mesajı anlayamayabilirsiniz. Bununla birlikte metnin bağlamını okursanız verdiği mesajı anlarsınız. Tevbe su-resinin ilk ayetleri Müslümanlar ve Mekkeli müşrikler arasında yapılan barış anlaşması
Alıntı
Namazın önemi büyüktür.
Mü'minler; her hål ve şartta namazlarını kılmakla yü-kümlüdürler. Su bulamayanlar veya suyu kullanamayanlar teyemmüm ederek (bk. Maide, 5/6), bir tehlikeden korkanlar yaya veya binit üzerinde (bk. Bakara, 2/239), dînen yolcu sa-yılanlar dört rekâtlı farz namazları iki rekât olarak; savaş halinde olanlar, nasıl güçleri yetiyorsa o şekilde; ayakta dur-maya güçleri yetmeyen hasta ve özürlüler oturarak, buna da güçleri yetmeyenler yatarak namazlarını ima ile kılarlar. Kadınların özel hålleri hariç, namaz kılmamanın hiçbir ma-zereti yoktur. Ne ticaret, ne alışveriş, ne iş (bk. Nûr, 24/37), ne görev, hiçbir şey müslümanı namaz kılmaktan alıkoyamaz, alıkoymamalıdır. Hayatın en anlamlı ve en değerli kesitleri elbette iba-detle geçirilen zamanlardır. Bu itibarla namaz kılarken Allah'ın huzurunda bulunulduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Her türlü dünyevi meşgaleden sıyrılmaya çalışılmalı, acele etmeksizin, namaza ait bütün hareket ve okuyuşların hakkı verilerek yerine getirilmelidir.
Alıntı
Namazın Önemi
Akıllı ve büluğa ermiş kadın ve erkek her mü'mine farz olan namaz, Kur'ân'da; cennetin kendileri için hazır-landığı muttakilerin (Al-i İmran, 3/133), hakiki mü'minlerin (Eníal, 8/3-4), Firdevs cennetinin varisleri olan kurtuluşa ermiş mü'minlerin (Mü'minûn, 23/1-2, 9-11; Mearic, 70/22-23, 34-35), múte-vazı mü'minlerin (Hacc, 22/35-36), muhsinlerin (Lokman, 31/3-4), sadıkların, iyi, salih (Bakara, 2/177) ve akıllı (Ra'd, 13/19-22) insan-ların niteliği ve özelliği olarak zikredilmiştir. Mü'minler, Peygamberimiz (s.a.s.)'in öğrettiği ve bize kadar tevatüren gelen şekliyle günde beş vakit namazı kıl-mak zorundadırlar. حَافِظُوا عَلَى الصَّلَوَاتِ وَالصَّلُوةِ الْوُسْطَى وَقُومُوا لِلَّهِ قَانِتِينَ "Namazlara ve orta namaza devam edin. Allah'a gö-nülden boyun eğerek namaza durun" (Bakara, 2/238) buyuran yüce Allah, Firdevs cennetinin varisleri olan mü'minlerin, namazlarında saygılı olduklarını, namazlarını (vakti vaktine kılarak) kılarak) koruduklarını ve namazlarına (ara vermeden) de-vam ettiklerini bildirmiştir. (Mü'minûn, 23/1-2, 9-11; Mearic, 70/22-23,34-35) Namaz, iman ile küfür arasında perde, mü'mini kötü şeylerden alıkoyan en büyük engeldir (Tirmizt, "Iman", 8, 9; Ah-med b. Hanbel, Müsned, V, 231, 237). مُنيبِينَ إِلَيْهِ وَاتَّقُوهُ وَأَقِيمُوا الصَّلوةَ "Yalnız O'na yönelin ve O'na karşı gelmekten sakının; namazı dosdoğru kılın!..." (Ram, 30/31) ve وَأَقِمِ الصَّلوةَ إِنَّ الصَّلوةَ تَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ وَلَذِكْرُ اللَّهِ اكْبَرُ وَ اللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ insanı "Namazı dosdoğru kıl. Çünkü namaz, hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak (olan namaz,) elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı bi-liyor" (Ankebüt, 29/45) anlamındaki ayetler, namazın önemini vurgulamaktadır.
Alıntı
Şeriatı inkar edip Âlimlere saygısızlık edenlere
Alimlere karşı hadsiz terbiyesiz ahlaksız ve cahil üstelik ukala ve kibirli birine laf anlatmak çok zordur bu da son öğüt olsun umulurki doğru yolu bulasın ↘️İslâm'da alimlerin (âlimler) önemi büyüktür. Alimler, İslâm'ın korunması, anlaşılması ve yayılmasında kilit rol oynarlar. İşte alimlerin İslâm'daki önemi: Alimlerin Rolü - *Kur'an ve Sünnetin Korunması*: Alimler, Kur'an'ın tefsiri ve Hadis'in açıklanması ile İslâm'ın temel kaynaklarını korur ve yorumlar. - *İctihad*: Alimler, Kur'an ve Sünnet ışığında yeni sorulara cevaplar üretir, İslâm hukukunu (fıkıh) geliştirir. - *İslâm'ın Yayılması*: Alimler, İslâm'ı tebliğ eder, Müslümanlara dini eğitim verir ve gayri Müslümlere İslâm'ı anlatır. - *Toplumsal Rehberlik*: Alimler, cemaate dini, sosyal ve ahlaki yönlerden rehberlik eder. Alimlere Saygı - *Kur'an*: "Allah'tan ancak alimler korkar." (Fâtır 35/28) Ayet, alimlerin Allah'a yakınlığını vurgular. - *Hadis*: "Alimler, peygamberlerin varisleridir." (Tirmizî, İlim 19) Alimlerin, peygamberlerin bıraktığı ilmi devraldığı belirtilir. - *İslâm Tarihi*: İslâm'ın altın çağında (Ehl-i Sünnet'in oluşum dönemi) alimler, İslâm medeniyetinin gelişmesine büyük katkı sağladı (İbn Sina, İbn Rüşd, Gazali gibi). Alim Olmanın Şartları - *İlim*: Kur'an, Hadis, Fıkıh, Tefsir, Kelam gibi İslâm ilimlerinde derin bilgi. - *Takva*: Alim, ilmini Allah korkusu ile uygulamalıdır. - *Ahlak*: Alim, örnek bir karaktere sahip olmalı, topluma iyi örnek olmalıdır. Alimlerin Sorumluluğu - *İlim Öğretmek*: Alimler, ilmi başkalarına öğretmekle yükümlüdür. - *İlimde Doğruluk*: Alimler, ilmi tahrif etmemeli, doğruyu söylemelidir. - *Ummaya Rehberlik*: Alimler, halkı cehaletten kurtarmak için çaba harcamalıdır. Alimlere İtaat - Alimlere, dini konularda itaat edilir, fakat körü körüne değil,
Alıntı
Reklam