Agırî

Fatiha suresi bize ne öğretir
Sûrede Allah’tan nelerin isteneceği, ayrıca istemenin usul ve âdâbı da öğretilmektedir. Buna göre istemenin şartları önce ne istediğini bilmek, sonra ona gerçekten ihtiyacı olduğunu belirtmek, daha sonra da onu elde etmek için yapılması gerekeni yapmaktır. Böylece gerçek dua, nimeti hayal ve arzu etmek değil o nimete ulaşmanın doğru yoluna girmek ve o yolda sebat edip ilerlemektir. Fâtiha sûresi inanan insana kesin bir düstur ve şaşmaz bir formül halinde hidayetle ibadetin önemini ve ebedî nimetin elde ediliş yöntemini bildirmektedir. Böylece sûreyi okuyan mümin Allah’a kul olduğunu ifade ve ikrar ettikten sonra kendisiyle yaratıcısı arasında hiçbir aracı bulunmadan doğrudan doğruya ona seslenir. Ebedî saadete ve nihayetsiz nimetlere ulaştıran doğruluk ve dürüstlük yolunda ilâhî lutfa nâil olmuş iyilerin izini takip ederek ilerlerken gazaba uğramışların, şaşırmış ve sapmışların durumuna düşmemek için Allah’tan hidayet ve yardım ister.
Edebiyat
Reklam
10/10
·52 syf.··
Beğendi
·
2025 17. kitabı
Kitabı beğendim yalnız Zakir Naikin Mezheplere karşı görüşünü kabul etmiyorum ve referans alırken alimlerin içtihatlarına başvurmuyor âlimleri dikkate almadan direk anladığıyla hareket ediyor. Ayrıca tasavvuf konusunda da selefiler gibi bir bakış açısına sahip bu konuda da katılmıyorum onun dışında tıp doktoru takdir edilir İslam'a hizmet etmesi tebrik edilir beğenilir. Dışarda imansızlık fırtınaları koparken insanların iman etmesi için en ufak dahi çalışanlardan Allah CC razı olsun. İslâm ve bilimi birlikte okuyup cevap vermesi okuyucuya daha çok meraklandirıyor ve okuma zevki veriyor. Okumanızı tavsiye ederim kimi okursanız okuyun herşeyi iyice düşünmeden kabul etmeyin.
İslamî Bakışla Terörizm ve CihatZakir Naik · İdrak Yayınları · 2021102 okunma

Agırî

, bir kitap okudu
10/10
·52 syf.··
Beğendi
·
2025 17. kitabı
Zakir Naik
9.1/10 · 102 okunma
Cihat Hakkında ki Gerçek
Allah Teâlâ, Bakara suresinde şöyle buyuruyor: "Size karşı savaşanlarla siz de Allah yolunda savaşın fakat sınırı aşmayın; Allah sınırı aşanları sevmez." (Bakara suresi, 190) Allah, sizinle savaşanla savaşabilirsiniz ama sınırı aşmayın, Allah sınırı aşanları sevmez buyuruyor. Allah Teâlâ şöyle devam ediyor: "Fitne ortadan kalkıncaya ve din yalnız Allah'ın olunca-ya kadar onlarla savaşın; fakat vazgeçerlerse artık zalimlerden başkasına saldırmak yoktur." (Bakara suresi, 193) Islam tarihini okursanız gerçeği öğrenirsiniz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin hayatı üzerine Prof. Ramakrishna Rao'nun yazdığı bir kitap var. Kitabın içinde, Muhammed sal-lallahu aleyhi ve sellemin hayatında yaklaşık 1018 insanın öl-dürüldüğü, takriben 22 çarpışma yaşandığını belirtir. Bunu, on milyonu sivil ve on milyonu asker olmak üzere yirmi milyon insanın öldüğü, otuz dört milyon kişinin yaralan-dığı İkinci Dünya Savaşı zayiatlarıyla karşılaştırın. Bu tür sa-vaşların neden olduğu ızdırabının büyüklüğünü bir düşünün! Bu savaşlarda yaşanan kayıplar arasındaki fark kolaylıkla anlaşılabilir. Yine de insanlar Islam hakkında konuşuyorlar ve Islam'ın kılıçla yayıldığını, öldürmenin İslam'da emredildiğini söylüyorlar. Söyleyin, Birinci Dünya Savaşı ve İkinci Dünya Sa-vaşı hakkında konuşan ve bu savaşların çıkmasına sebep olan, savaşlarda yer alan milletleri ve onların liderlerini eleştirenler kimlerdir? Islam dininin kılıçla yayıldığı, yaygın bir yanılgıdır. 'Islam', barış anlamına gelen 'selam' ve tek olan Allah'a teslim olmak anlamına gelen 'silm' kökünden Arapça bir kelimedir. Dolayı-sıyla Islam, 'Allah'a teslim olarak elde edilen barış anlamına gelir. Barışa ulaşmak için iradesini Allah'a teslim eden kişiye ise 'Müslüman' denir. "Islam kılıçla yayıldı" ifadesini tam olarak
Alıntı
İslamın kılıcı
Islam kılıçla mı yayıldı? Hadi bu konuyu inceleyelim. İslam'ın kılıçla yayıldığı iddiasına en iyi cevap, ünlü bir tarihçi olan De Lacy O'Leary tarafından, Islam at the Crossroads isimli kitabının 8. sayfasında verilmiştir: "Tarih, bağnaz Müs-lümanlar'ın dünyayı kasıp kavurarak, fethettikleri bölgelerdeki ırkları kılıç zoruyla Islam'a zorladıkları efsanesinin, tarihçilerin şimdiye kadar tekrarladığı en saçma efsanelerden biri olduğunu açıkça ortaya koyuyor." Biz Müslümanlar İspanya'yı yaklaşık 800 yıl yönettik ve kılıç kullanmadık. Daha sonra Haçlılar gelip Müslümanlar'ı yok ettiler. Öyle ki açıkça ezan okuyacak bir Müslüman bile yoktu. Müslümanlar kılıç kullanmadılar. Müslümanlar yaklaşık 1000 yıl Hindistan'ı yönetti. Müs-lümanlar'ın gücü vardı ama kullanmadılar. Genel olarak hiçbir Müslüman hükümdar, Hindistan'daki gayrimüslimleri İslam'ı kabul etmeye zorlamadı. Bugün Hintliler'in %80'inden fazlası gayrimüslimdir. Hindistan'da %80 oranındaki bu gayrimüslim nüfus, Islam'ın kılıçla yayılmadığına şahitlik etmektedir. Mus-lümanlar isteseydi her bir Hintliye kılıç zoruyla İslam'ı kabul ettirebilirdi Hindistan'da %80 oranındaki bu gayrimüslimler, Islam'ın kılıçla yayılmadığına şahitlik ediyorlar. Müslümanlar 1400 yıl Arap topraklarına hükmetti. 1400 yıl boyunca Arap topraklarının efendilerı ve hükümdarlarıydı-lar. Ingilizler ve Fransızlar birkaç yıl burada kalmışlarsa da ge-nel olarak Müslümanlar, Arap topraklarının hükümdarlarıdır-lar. Ve bugün, Kıpti Hristiyan olan 14 milyon Arap vardır. Kipti Hristiyanlar'ın varlığı, onların nesillerdır Hıristiyan oldukları anlamına gelir. İşte bu 14 milyondan fazla Kıpti Hristiyan, Is-lam'ın kılıçla yayılmadığına şahitlik etmektedir. Endonezya en fazla Müslüman nüfusa sahip ülkedir. Size şu soruyu sorayım: Başlangıçta Endonezya'ya
Alıntı
Reklam