Bu dünya bir misafirhanedir. Bizden öncekiler mi-safirliklerini tamamladılar ve bu misafirhaneden B ayrıldılar. Aynı şekilde bizler de mukadder misafirliğimizi tamamlayıp bizden sonraki misafirlere, yerlerimizi bırakacağız.
Evet, misafiriz, ama vazifesi çok olan bir misafiriz! Görevimiz de misafirhane sahibinin rızası doğrultusun-da hareket etmektir.
Bir eve misafir olduğumuzda, o ev sahibinin huku-kunu çiğnememiz durumunda, ev sahibinin bizi mükâ-fatlandırmasını bekleyebilir miyiz?
Maalesef günümüzde sokaklarda müstehcenlik, ga-zete-dergi-televizyon vb. sebeplerle haram görüntülerin yaygınlaşması, buna bir de iman zaafının eklenmesiyle, insanların birçoğu harama bakmayı kanıksamış, hem kalbini hem de ebedî hayatını karartan günahların ço-ğunu göz yoluyla işler olmuştur. İnsanlar harama bak-manın zararlarını tam olarak bilmediklerinden, harama bakmayı çoğu zaman "zaruret" olarak gördüklerinden,-nefsin ve şeytanın oyunlarına gelmenin sonucunda gözlerini haramdan çevirmediklerinden, harama bak-mayı körükleyici etkenleri de bunlara eklediğimizde, çok korkunç bir manzara karşımıza çıkmaktadır!
Rabb'imiz ne buyuruyor: "Vermedik mi ona iki göz?" (Beled: 8.)
Rabb'imiz tarafından bizlere emanet olarak verilen bu göz nimetini tekrar Rabb'imize "satmalıyız!" Peka-la bu "satmak" nasıl olabilir? Ruhumuzun âleme açı-lan penceresi olan gözümüzü, sahibi olan Rabb'imizin emir ve izni dairesinde kullanabilirsek "satmış" oluruz. Eğer bunu başarabilirsek, o zaman Allah'a (cc) satılan göz Bediüzzaman'ın (rh) buyurduğu gibi "kitab-ı ke-bir-i kâinatın bir mütalaacısı ve şu âlemdeki mucizat-1 san'at-ı Rabbaniyenin bir seyircisi ve şu küre-i arz bah-çesindeki rahmet çiçeklerinin mübarek bir arısı derece-sine çıkar."