Agırî

Her yemek yenmeyeceği gibi her kitap da okunmamalı
Şimdi onu erbabına terk edip şu medeniyetin yeni di-ni olan dinsizlik hakkında bir kaç söz söylemek isterim: Halka nasihat vermek âdetim değildir. Hatta söyleyece-ğim sözlere muhtaç bir kimse bile tasavvur etmem. Ancak durumun gösterdiği lüzum beni bu hususta bir kaç söz söylemeğe mecbur ediyor. Söyleyeceğim sözler belki bu kitabın müdafaasına kadar bir ihtiyat tedbiri önleyici bir çare olur. Amma sen söylediğim sözlere basit sözler, ilkel düşünceler diyeceksin; zararı yok. Öyle söyle. Bozuk olan bir mizac için sade su ile çorbadan daha uygun bir gıda olmadığı gibi sakat olan bir kalbe de bu gibi basit (Sade suya) düşüncelerin bazan çok iyi tesiri olur. Kırk bir de-race hararet içinde yanan bir hastaya külbastı, yedirilir-se, harareti sıfıra düşer Onun için benim sade suya fi-kirlerimde dinsizlik hastalığı gibi kavuruou bir hummaya tutulanlar, yahut tutulmak istidadında olanlar için fayda-dan hâli değildir, sanırım.
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Dinsizlik hastalığı ( Prof Ferit Kam'a katılıyorum)
Sözlerin beni de ürkütür gibi oldu. Fakat kendi he-sabıma değil, vatan evlâdı hesabına. Çünkü ben dinsizliğe, insanlık âlemini tehdit eden büyük âfetlerin en dehşetlisi nazarıyla bakanlardanım. Kendi evladımı, tanıdığım, bildi-ğim kimseleri o hüsran uçurumuna, o yalnızlık ve sefalet kaypancağına düşmekten daima sakındırır, dinsizliğin kap-sadığı müthiş vehameti olanca gücümle tasvir ederim. Ma-dem ki halkın zihnine böyle öldhürücü bir zehir saçılmış.. bunun panzehiri bulunmalı, təsiri ortadan kaldırılmalı.
Alıntı
Oryantalist Dozy kitapları üzerine
İyi bulmadım neş'emi kaçırdı, kalbimin safiyətini bozdu. Keşke okumasaydım. Kendim için demem amma muhakemesi, dinî mâlumatı noksan olanların itikadını sar-sacak mahiyette buldum. Fikren istenilen sağlamlıkta ol-mayan gençler üzerinde fevkalāde kötü tesir bırakacağı bence muhakkaktır. Onun için iman nuru ile en yüksek manevi makamlarda dolaşan bir takım saf kalpler, küfür ve dinsizliğin zifiri karanlığına dalmadan reddine gayret edilse dine büyük bir hizmet edilmiş olur. Yoksa bu kita-bı okuyanların iman dairesinden çıkmaları yüzde doksan do-kuzdur, diyebilirim.
Din
İş Namaz kılmaktan alıkoyamaz
Mü'minler, her hål ve şartta namazlarını kılmakla yü-kümlüdürler. Su bulamayanlar veya suyu kullanamayanlar teyemmüm ederek (bk. Maide, 5/6), bir tehlikeden korkanlar yaya veya binit üzerinde (bk. Bakara, 2/239), dînen yolcu sa-yılanlar dört rekâtlı farz namazları iki rekât olarak; savaş halinde olanlar, nasıl güçleri yetiyorsa o şekilde; ayakta dur-maya güçleri yetmeyen hasta ve özürlüler oturarak, buna da güçleri yetmeyenler yatarak namazlarını ima ile kılarlar. Kadınların özel hålleri hariç, namaz kılmamanın hiçbir ma-zereti yoktur. Ne ticaret, ne alışveriş, ne iş (bk. Nûr, 24/37), ne görev, hiçbir şey müslümanı namaz kılmaktan alıkoyamaz, alıkoymamalıdır.
Alıntı
Bu dünyada bir yolcu gibi ol
Bu dünya bir misafirhanedir. Bizden öncekiler mi-safirliklerini tamamladılar ve bu misafirhaneden B ayrıldılar. Aynı şekilde bizler de mukadder misafirliğimizi tamamlayıp bizden sonraki misafirlere, yerlerimizi bırakacağız. Evet, misafiriz, ama vazifesi çok olan bir misafiriz! Görevimiz de misafirhane sahibinin rızası doğrultusun-da hareket etmektir. Bir eve misafir olduğumuzda, o ev sahibinin huku-kunu çiğnememiz durumunda, ev sahibinin bizi mükâ-fatlandırmasını bekleyebilir miyiz?
Alıntı