Agırî

En iyi cihad
Ibni Hibban'ın Sahih'inde Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle söylediği rivayet ediliyor: "Mücahit, Allah'a itaat yolunda nefsiyle mücadele eden, muhacir ise hata ve günahları terk eden kişidir." (Sahih-i Ibni Hib-bân, c. 11, hadis no: 4862) Böylece Kur'an'ı ve çeşitli sahih hadisleri okuduğumuzda, en iyi cihadın şartlara bağlı olarak değişiklik gösterdiği sonucu-na varıyoruz. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir durumda en iyi cihadın hac yapmak olduğunu söylerken başka bir durumda cihadın en iyisinin -anne ve babasının soruyu soran sahabeye ihtiyacı olduğunu fark ettiğinden- kişi için anne-babaya hizmet etmek olduğunu söylüyor. Başka bir durumda ise Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, en iyi cihadın zalim sultan karşısın-da hakkı söylemek olduğunu ifade ediyor. Sonuç olarak 'en iyi cihat', özel durumlara ve şartlara göre değişiklik gösteriyor.
1000Kitap
Reklam
Allah CC yolunda cihad (mücadele) ediniz
Allah yolunda, gerektiği gibi cihat edin. Sizi o seçti ve size din konusunda hiçbir güçlük yüklemedi." (Hac suresi, 78) Allah Teâlâ yolunda samimiyet, kararlılık ve disiplinle çaba göstermeliyiz. O bizi seçti ve dinimizde bize hiçbir zorluk çı-karmadı. "Inanan, hicret eden, Allah yolunda mallarıyla ve canla-rıyla cihad edenlerin Allah katındaki mertebeleri pek büyüktür. Muradına erecek olanlar da onlardır." (Tevbe suresi, 20) "Her kim elinden gelen çabayı gösterirse yalnız kendi iyili-ği için çabalamış olur; çünkü Allah'ın, hiç kimsenin hiçbir şeyi-ne ihtiyacı yoktur." (Ankebüt Suresi, 6) Allah yolunda cihat eden herkes, kendi iyiliği ve faydası için cihat eder. Çünkü Allah Teâlâ kimseye muhtaç değildir. Allah Teālā size ve bana ihtiyaç duymaz. O bize kurtuluşumuz için bir fırsat veriyor. Eğer çabalarsak bu kendi menfaatimiz için olacaktır. Bunun Allah Teâlâ'ya hiçbir şekilde faydası olma-yacaktır. Çünkü o her ihtiyaçtan münezzehtir.
Alıntı
Allah yolunda Cihat ve şeytan yolunda Cihat
Cihadın bir-çok çeşidinden sadece birisi savaşmaktır. Farklı cihat yani ça-balama türleri vardır. Cihat türlerinden biri zulme ve zorbalığa karşı savaş alanında vuruşmaktır. Islami baglamda cihat şu anlamlara gelir: a. Kendi nefsine karşı mücadele etmek. b. Toplumu daha iyi hale getirmek için mücadele etmek. Emr-i bi'l-ma'rûf nehy-i ani'l-münker yapmak (iyiliği emretmek ve kötülükten alıkoymak). c. Davet vermek ve Islam'ı yaymak için çabalamak. d. Meşru müdafaa için savaşmak veya savaş alanında bas-kıya ve saldırıya karşı savaşmak. Pek çok insan, cihadın yalnızca Müslümanlar tarafından yapılabileceğine dair yanlış bir kanıya sahiptir. Bununla birlik-te, Kur'an-ı Kerim'i okursanız Müslüman olmayanların bile ci-hat yaptığını söyleyen birkaç ayet vardır. Kur'an'da, Nisa suresinin 76. ayetinde şöyle buyuruyor: "Iman edenler Allah yolunda savaşırlar, inanmayanlar ise batıl (tağut) dava uğrunda savaşırlar." Müminler, Allah Teâlâ yolunda cihat edenler, kafirler ise kötülük yolunda cihat edenlerdir. Burada Allah, inananların yani Müslümanlar'ın Allah yolunda çabalamak anlamına gelen cihad ft sebilillah yaptığını ve kafirlerin ise cihad fi sebili't-tāğüt yaptığını yani kötü olan şeytanın yolunda çabaladığını söylü-yor. O hålde Kur'an'dan cihat kavramının temelde çabalamak, mücadele etmek anlamına geldiğini öğrendik. Cihat, iyi de kötü de olabilir. Cihad fi sebilillah yapıyorsanız yani Allah yolunda çabalıyorsanız bu iyidir; cihad fi sebili't-tāğût yapıyorsanız yani şeytanın yolunda çabalıyorsanız bu iyi değildir. Dolayısıyla ci-hadın birçok çeşidi vardır. Ancak İslamî bağlamda belirtilmezse bir kişi 'cihat' dediğinde bunun cihad fi sebilillah, yani Allah yolunda cihat anlamına geldiği varsayılır. Bir sonraki ayette ise Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: "Eğer anne-baban,
Alıntı
İslami Bakışla
Yani bu bir perspektif ve bakış açısı meselesidir. Medya, izlenimlerin, bakış açılarının ve perspektiflerin oluşumunda önemli bir rol oynar. Bir zamanlar terörist olarak anılan biri, sonrasında Nobel ödülü sahibi oluyor. Bu nedenledir ki bir insanı damgalamadan veya etiketlemeden önce onun uğruna çabaladığı şeyin nedenini bulmalıyız.
Alıntı
Amentü
ÂMENTÜ Ehl-i sünnet inancı açısından mü'minlerin îmân esaslarını ana hat-larıyle ifade eden özel bir kavramdır. Arapça'da "âmene" fiilinin birinci tekil şahsı olup Türkçe karşılığı "îmân ettim" demektir. Kur'ân'da üç yerde; kişinin îmânını açıklarken kullandığı bir ifade olarak geçmektedir. Şûrâ sûresinde şöyle buyurulmaktadır: "İşte onun için sen (tevhide) davet et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların heveslerine uyma ve de ki: Ben Allah'ın indirdiği bütün kitaplara inandım..." (Şûrâ, 42/15; Ayrıca bk. Yûnus, 10/90; Yâsîn, 36/25).
Alıntı
Reklam