Agırî

İnsanlığın sonu ve Kıyamet günü
33. Fakat (bütün bunlara nankörlük yaparsanız, kıyamet günü) ‘kulakları patlatırcasına olan o gürleme’ geldiği zaman (haliniz nasıl olacaktır?) 34. O gün her günahkâr insan, kendi canının derdine düşecek ve tüm yakınlarını, sevdiklerini bırakıp kaçacak; mesela, öz kardeşini! 35. Kendisini yetiştirip büyüten annesini, babasını! 36. Bir ömür aynı yastığa baş koyduğu hayat arkadaşını ve hattâ, bir zamanlar üzerlerine titrediği, öpmeye bile kıyamadığı çocuklarını! 37. Çünkü o gün herkesin kendisine yeter (bir derdi ve) meşguliyeti vardır. (Hiç kimsenin en yakınları dahil, başka birisiyle ilgilenecek hali kalmamıştır.) 38. O Gün öyle yüzler var ki; sabah güneşi gibi ışıl ışıl, apaydınlıktır, 39. Cenneti kazandığı için gülümsemekte, ilâhî müjdeyle sevinmektedir.40. Ve o gün, öyle yüzler de vardır ki üzerini (kirli ve tiksindirici bir) toz ve duman kaplamıştır. Kendilerini bir karartı (kahredici bir karanlık) sarıp-kuşatmıştır 42.İşte onlar, gerek sözleri, gerek ortaya koydukları hayat tarzıyla Allah’ın ayetlerini inkâr eden, böylece doğru yoldan sapan kimselerdir! ..
Din
Reklam
Nankör insan ve verilen ömrün merhaleleri
17. Kahrolası insan, ne kadar da inkârcıdır (venankör davranmaktadır) ! 18. (Oysa düşünmüyor ki Allah) Onu hangi şeyden yaratmıştır? 19. Bir damlacık sudan! Öyle ki, Rabb’i onu bir çiğnem et parçası hâlindeyarattı, sonra ona, yeryüzünde karşılaşacağı ortam ve şartlara uygun, hârika bir şekil verdi. 20. Böylece, ona birçok imkân ve yetenekler bahşederek, önce annesinin karnından çıkmasının, daha sonra yeryüzünde yaşamasının yolunu ona kolaylaştırdı. 21. Sonra onu öldürüp, böylece kabre sokacak, (mahşere kadar orada tutacaktır). 22.Sonra dilediği zaman onu diriltip kaldıracak, (huzuruna ve hesaba çağıracaktır).23. Hayır; çünkü o, Rabb’inin Kitap göndererek kendisine emrettiği kulluk görevini henüz tam olarak yerine getirmiş değildir! 24. Hiç olmazsa) İnsanoğlu, hele yiyecek(lerine, pişirilerek istifade ettiği türlü türlü nimetlerden, taze olarak yediği meyve ve sebzelere, dikkatle ve ibretle) bir baksın (da bunlar sofrasına gelinceye kadar hangi merhalelerden geçtiğini anlasın ve Rabbine şükretmeye başlasın)...
Din
Ayetlerden öğütler ve İnsanın nankörlüğü
11.Hayır, (öyle yapma! Hakkı sorana ve hayrı arayana ilgisiz davranmak bir peygambere münasip değildir.) Çünkü O (Kur'an, sadece zenginler ve yetkililer için değil, herkes için) bir öğüttür (zikirdir, ibret dersidir).Hayır; sakın bunu bir daha yapma! Kur’an’a iman etme “lütfunda” bulunacaklar diye, o inkârcılara aşırı yüz verip onları şımartma; Allah’ın ayetlerini onlara “yalvarırcasına” tebliğ ederek bu Kitabın değerine gölge düşürme! Çünkü buKur’an, yüreklerini hakîkate açan kimseler için bir öğüt ve uyarıdan ibarettir. 12.Öyleyse, dünya ve âhirette kurtuluş ve esenliğe ulaşmak isteyen, ondan öğüt alsın. Kendisini ebedî azâba mahkûm etmek isteyen de, bırak ondan yüz çevirsin! 13. O Kur’an ki, kutsal sahifelerde ayet ayet, sûre sûre nakşedilmiş bir ilâhî yol göstericidir. 14. (Kur’an’ın hüküm ve hikmetleri, her türlü sistemin ve siyasetin üstünde) Yüceltilmiş, tertemiz (mutahhar) kılınmış (ayet ve delillerdir).15. Taşıyıcı meleklerin ve sahabeden sadık) Kâtiplerin elleriyle (yazıya geçirilmiştir). 16. Melekler arasından seçilen üstün ve erdemli elçiler aracılığıyla Muhammed (s)’in kalbine vahyedilen, böylece Son Elçinin diliyle insanlığa sunulan ve onun izinden yürüyen İslâm dâvetçilerinin tebliğ çalışmalarıyla tüm dünyaya duyurulan ilâhî kurtuluş reçetesidir. Ama gel gör ki, insanların çoğu ayetlerimizden yüz çeviriyor..
Din
Bahtiyarlar ve bedbahtlar
37.İşte o Gün, her kim ilâhî buyruklara küstahça başkaldırarak azgınlık etmişse 38. Ve dünya hayatının basit ve gelip geçici zevklerini sonsuz âhiret nîmetlerine tercih etmişse.39.Onun ebedî barınağı, cehennem olacaktır! 40. Her kim de Rabbinin makamından korkar ve nefsini hevâdan (kötü ve çirkin arzulardan) sakındırırsa,41. Artık şüphesiz cennet, (onun için mutlu ve kutlu) bir barınma diyarıdır. (ve sonsuz saadet vatanıdır.)..
Sayfa 29·Kitabı okudu
Din
Yaratma ve uyarma
27. Ey kâfirler, müşrikler, dinsizler ve Darwinistler, söyleyin!) Yaratmak bakımından siz mi daha zorsunuz yoksa gök mü? (Bakınız Allah) Onu bina edip (böyle mükemmel ve muhteşem yapmıştır). 28. Ve evreni genişleterek ona muazzam bir genişlik ve yükseklik kazandırdı, sonra onu mükemmel bir sistem hâlinde düzene koydu. 29. Böylece Dünya’nın) Gecesini karartmış, kuşluğunu ağartıp açığa-çıkarmıştır. 30. Daha sonra, yeryüzünü yaşamaya uygun bir şekilde yayıp döşedi. 31. Ayrıca, yerden tatlı ve serin kaynak sularını ve tüm canlıların temel gıda maddesi olan bitki örtüsünü çıkardı. 32. (Dünya’nın üzerine) Dağlarını dikip-oturtarak (dönerken sizi sarsmamak için tedbirler almıştır). 33. Ve bütün bunları, sizin ve hayvanlarınızın her türlü ihtiyaçları karşılanmış bir hâlde, rahat ve huzur içinde yaşaması için yaptı. İşte, evrenin her zerresinde şahit olduğunuz bu muazzam sistem ve sizi çepeçevre saran bunca nimetler, kâinatın mükemmel bir ölçü ve hesaba göre yaratıldığını ve varlık âleminde, nihâî anlamda zulme, haksızlığa asla yer olmadığını gözler önüne sermektedir. 34. Ancak (hâlâ inkâr ve isyan edenlere hatırlat ki) o, 'her şeyi batırıp gömen büyük-felaket’ (kıyamet) geldiği zaman (halleri nasıl olacaktır?) 35.İnsan neyin peşinde koştuğunu, ebedî saadeti kazanmak için kendisine bahşedilen nimetleri, imkânları ve yetenekleri, bu dünyanın gelip geçici zevklerini elde etme uğruna kullanmakla ne büyük bir kayba uğradığını o gün anlayacak. 36.Ve o an, alev alev yanmakta olan cehennem, tüm korkunçluğuyla, onu görmeye mahkûm edilenlerin karşısına çıkarılacak!..
Sayfa 26·Kitabı okudu
Din
Reklam