Okumayı gayette olması gereken bir yaşta, “Ali topu at” “Ayşe ip atla” fişleriyle öğrenmiş dümdüz bir birey olarak yaklaşık 24 senedir düzenli bir şekilde devam ettiriyorum.
Ama ne gariptir ki neredeyse son 1 senedir aslında okumaktan keyif alamadığımı fark ediyorum.
Eve sürekli bir kitap giriş çıkışı olmayan, orta gelirli bir ailede büyüyen biri olarak gazeteden toplanan kuponlarla alınan ansiklopedileri okuyarak okuma alışkanlığını kazanan birinin bunu demesi o kadar komik geliyor ki aslında.
Her şeyi okuyan ve hiçbir kategoriye torpil geçmeyen basit biri olmama rağmen ne okursam okuyayım hiçbir kitabı beğenemiyorum. Çevreme bakınca da aslında o kadar çok okuyan, okuduklarını seven öven insanlar var ki. Vardır bir bildikleri diyip onların önerileriyle hareket ederek aldıklarımda dahi hep bir “bir şeyler eksik” hissiyle kitabın son sayfasına bakakalıyorum.
“Çeviri kalitesi düşeli uzun zaman oldu” diye düşünüp orjinal dillerinde okumaya çalışsam dahi bu hissiyat değişmiyor.
Diyorum belki ben bozulmuşumdur? Sürekli bir eksik ya da hata arayan, memnuniyetsiz gıcık bir insana dönüşmüşümdür. Otuz yaş güncellemesidir belki bu. Orta yaş krizine girmişimdir belki. Yoksa zaten yeteri kadar kısa sosyal medya içeriği tüketmekten sulanmış beynimi bir nebze olsun yerine getiren emektar hobimden bu kadar uzaklaşmış olmak korkutuyor.
En kısa zamanda baba evine gidip vitrinin üstünden ansiklopedileri çalma zamanım gelmiş sanırım. Başka nasıl toparlarım bu kafayı bilmiyorum.
Bu kadardı teşekkürler.