"Ama bir kez geçti mi kim acıyı anımsayabilir ki? Acıdan geriye kalan bir gölgeden ibaret, zihinde bile değil, sadece bedende. Acı insanda iz bırakır, ama görülmeyecek kadar derinde. "
"Kaçıp gitmek istediğiniz yerin kaçtığınız yerle aynı olduğunu görmek tam bir aydınlanmaydı. Hapishanenin bir yer değil, bakış açınız olduğunu anlamak. Deneyimlediği, birbirinden apayrı hayatlar içinde, en köklü değişim hissinin ancak kaçıp gitmek istediği hayatta yaşanabileceği, Nora'nın aldığı en garip dersti."
Hayatında hiç bir şeyi "tam" yapamamış, hep birilerini mutlu etmeye çalışmış, herkes için mükemmel olmak isterken aslında herkes için adeta hayal kırıklığı olmuş hayatını baştan aşağıya pişmanlıklarla geçirmiş biri olsaydınız, artık dayanamayıp ölmek isteseydiniz ve size pişmanlıklarınızdan kurtulmanız için kocaman bir şans verilseydi ne yapardınız?
İşte kitap tam olarak bunu anlatıyor. Karakterimiz Nora'nın içine attığı öyle çok pişmanlığı var ki artık nefes alacak yeri kalmadığı bir anda bütün paralel evrenlerde dolaşabilme şansı elde ediyor. Bir, Gece Yarısı Kütüphanesi'ne gidiyor ve hayatında verdiği en ufak bir kararın bile değiştirdiği binlerce hayat arasında geziniyor. Her seferinde farklı bir paralel evrene gidiyor ve ufak ufak pişmanlıklarından kurtulmaya çalışıyor. Siz de bu heyecanlı yolculuğu merak içinde takip ediyorsunuz.
Yazar, karakteri paralel evrenlerde gezdirirken hepimizin içinde olabilecek pişmanlıklara yer verdiği için ister istemez karakterle farklı bir bağ kuruyorsunuz. Kitabın sonunda anlıyorsunuz ki aslında sadece bakış açımızı değiştirsek, kendi potansiyelimizi görsek nefes almak o kadar da zor olmayacak.
Hayatta hep en iyi, en başarılı, en güçlü, en bilgili kısacası her şey olmaya çalışan herkes durup bir nefes almalı ve bu kitaba bir şans vermeli. Her şey olmaya çalışırken hiç bir şey olamadığını görmeli.