Bir çağ düşünün: ikinci evliliğin ve evlilik dışındaki tüm ilişkilerin yasak olduğu; evlilik dışında var olan çocuklarınızın zorla sizden alınıp üst düzey yöneticilere evlatlık verildiği; kadınların erkeklerden bağımsız bir ismi dahi olmadan "sahiplendirildiği" erkeğin ismiyle anıldığı ve tabii ki kadınların sadece verimli bir toprak gibi elden ele değişip basit bir üreme aleti olarak kullanıldığı bir çağ...
Bu çağda kadınlar sadece soyun devamını getiren, kendine ait düşüncesi, inancı, arkadaşı, aşkı, istekleri olmayan sadece rahmi olan bir hiçler. Erkeklerse son derece kusursuz, kısır olabilme ihtimali sıfır olan bir hata varsa kadındandır diyerek el üstünde tutulan eğer askeri bir başarı elde ettilerse birilerini hamile bırakana kadar kıyafet değiştirir gibi "Damızlık kız" değiştiren soylular. Bu çağda kadınsan ya soylu kabul edilen adamlarla ilişkiye girip hamile kalacak ya muhafazakarlık adı altında bu damızlık kız adaylarına eğitim verecek ya birilerinin hizmetçiliğini yapacak ya da kolonilerde ölüme terk edileceksin. Ve bunlardan hangisi olacağını sen seçemezsin birileri çoktan senin yerine karar verdi bile. Kısacası bu çağda, "Özgürlük hatırlanamayacak kadar uzaktaydı."
Kitaba başladığımda süreci anlamak beni biraz zorladı. İsterdim ki karakter içinde bulunduğu çağı daha detaylı anlatsın; sürekli bir geçmişten bir şimdiden bahsedip şu an neredeyiz, bunlar kimin düşünceleri, bu insanlar kim gibi düşüncelere boğulmayayım. Yine de biraz devam ettikten sonra konunun nereye varacağını merak ettiğim için akıcıydı diyebilirim. Özellikle yarısından sonrası su gibi aktı. Ancak kitabın sonuna gelince hiç umduğum gibi olmadı ve bende biraz hayal kırıklığı yarattı. Kafamda bir yığın soruyla başbaşa bıtaktı beni.Gleninki neden bir anda pat diye kitaptan çıktı? Mayday