Kendisini mutluluk ve servet sahiplerinin sonsuz heveslerine terk eden esaretin insanlık meziyetliğini küçültmesinden gönlünün ne kadar kırgın, ne kadar üzgün bir halde olduğunu gösteren baygın gözleriyle hürmet edilmek, sevilmek için kadınların karşı koyması imkansız olan nihayet derecede şiddetli arzularının ayaklar altına alınmasından gelen acı ve ıstırabı o halinde uçları aşağıya doğru meyletmiş, hassas olduğunu gösteren incecik dudaklarından anlayarak ne kucağında ağlayacak bir annesi, ne kendisini koruyacak bir baba ve erkek kardeşi olduğunu hatırlama ve bu kısacık esareti süresince yaşadıkları, gördüğü şiddet ve hakaretleri, masumane arzuları, Küçücük ümitleri, emelleri, velhasıl bu insanlığın terk ettiği kızın geçmişi gözünün önünde gelmesinden oluşan üzüntüyle iskemleden kalkarak: “Affını rica ederim Kleopatra. Madem ki istemiyorsun ben de bu fırçayı kırarım. İşte affet, diyorum. Özür diliyorum senden. Neden yine için içine alıyorsun?