“Etrafında dönen her şeye, her ayrıntıya yabancılaştığını hissetti. Kendi kokusunu, titreyen çenesini, nefesinin veznini bile yadırgıyordu. Bedeni ile ruhu arasındaki mesafe, hiç olmadığı kadar açılmıştı ve o boşlukta kaybolup gitmekten korkuyordu.”
“Zamanın azı dişleri, umutlarımı öğütüyor. Ölümü haddinden fazla düşünmek olgunlaştırıyormuş insanı bunu öğrendim. Artık ölümü seziyor, onun neye benzediğini idrak edebiliyorum.”
“Gemi dalgaları yardıkça varlığının dünyadan diş diş kopup zamanın ötesine göçtüğünü hissediyordu. Özgürlük burgacı, kalbine ekili acı mahsulleri kökünden söküp yutuveriyordu. Eksildikçe, sağalıyor ve tarifsiz bir dinginliğin içinde kayboluyordu. Şimdi, eriyen alev topu görünümündeki güneşle birlikte soğuk sulara gömülüp en dibe dokunmak sonra göğe, bulutların fevkine yükselmek ve orada unutulmak istiyordu.”