Elodin'ïn bakışları ikimiz arasında gidip geldi. "Auri?"
Sorusunu bitirmesini bekledim, ama galiba hepsi o kadardı. Auri benden önce anladı. "Ismim," dedi gururla sırıtarak.
"Öyle mi?" dedi Elodin merakla.
Auri başını salladı. "Onu bana Kvothe taktı." Bana doğru kocaman gülümsedi. "Harika, değil mi?"
Elodin bașını salladı. "Cok hoş bir isim," dedi kibarca. "Ve sana yakışıyor."
"Evet," diye katıldı Auri. "Sanki kalbimde bir çiçek var." Elodin'e ciddi gözlerle baktı. "İsmin ağır gelmeye başladıysa Kvothe'ye söyle, sana da yeni bir tane taksın."
Cinnas meyvesini çıkarıp koklarken Elodin'e bakıyordu. "Bunun içinde ne var?" diye sordu ona.
"Gün ışığı," dedi Elodin rahatça, bu soruyu beklermiş gibi. "Üstelik sabah erken saatlerdeki gün ışığı."
"Peki Kvothe için bir șey getirdin mi?"
Elodin bu soruya hazırlıksız yakalanmış gibi gözüktü. Kolu ileri uzanmış olarak şaşkın bir halde kalakaldı. "Korkarım hayr," dedi "Ama Kvothe'nin de bana bir șey getirdigini sanmıyorum."
Gözlerini kısan Auri hașin ve hoșnutsuz bir ifadeyle kaşlarını çattı. "Kvothe müzik getirdi," dedi kararlı bir sesle, "Müzik herkes
içindir."
"Sana üç şey getirdim," dedim.
"Ne kadar geleneksel," dedi sırıtarak. "Bu gece tam bir beyefendisin."
"Öyleyim." Koyu renkli büyük bir şişeyi havaya kaldırdım.
Onu iki eliyle birden tuttu. "Bunu kim yaptı?"
"Bal arıları," dedim. "Ve Bredon biracıları."
Auri gülümsedi. "Üç B etti," deyip şişeyi ayaklarının dibine bıraktı. Ardından ona bir somun taze arpa ekmeği gösterdim. Uzanıp ona bir parmağıyla dokundu ve beğenmișçesine başını salladı.
Bohçadan son olarak bütün bir tütsülenmiş somon balğı çıkardım. Bana tam dört mangıra mal olmuștu, fakat yanına uğramadığım zamanlarda Auri'nin yeterince beslenmediğinden endişeleniyordum. Bu balık ona iyi gelecekti.
Auri başını yana eğerek balığın açık duran gözlerinden birine merakla baktı. "Merhaba balık," dedi, sonra başını kaldırdı. "Sakladığı, bir sır var m?"
Başımı salladım. "Göğsünde kalp yerine bir arp taşıyor."
Balığa tekrar baktı, "Öyleyse bu kadar şaşkın görünmesi normal."
Auri balığı ellerimden alıp dikkatle çatıya bıraktı. "Ayağa kalk. Benim de sana verecek üç șeyim var. Zaten adil olan da bu."
Dogruldum ve Auri elime kumaşa sarılı bir şey tutușturdu. Lavanta kokulu kalın bir mumdu. "İçinde ne var?" diye sordum.
"Mutlu düşler," dedi. "Onları oraya senin için koydum."
"Seni duydum!" dedi yaklaşırken. "Seni ta Hoplar'ın oradan duydum!"
"Birisi için," dedim ağır ağır, "lavta çalacağımı hatırlar gibiyim."
"O benim!" Sırıtarak ellerini göğsüne yaklaştırdı. O hevesle dans eder gibi ağırlığını bir ayağından ötekine aktarıp duruyordu. "Benim için çal! Bir değil iki taş kadar sabrettim," dedi. "Tam zamanında geldim, çünkü üç taş kadar sabredemezdim."