Yuvarlak yüzü öfkeli birayı andıran Hemme bana dik dik baktı. "Dairemi sen mi ateșe verdin seni gidi süprük piç kurusu?"
Sorunun hışmı beni büsbütün gafil avladı. Aşırı derecede zor sorulara, șașırtmacalı sorulara veya her türlü cevabı yanlış çıkartabilecek iki uçlu sorulara hazırdım. Fakat bu beklenmedik suçlama beni hazırlıksız yakalamıștı. Ayrıca süprük lafından özellikle nefret ediyordum. İçimdeki duygular kabardı ve aniden ağzımda o erik tadını aldım. Beynimin bir parçası verilebilecek en uygun cevabı ararken farkında bile olmadan konuşmaya başladım. "Daireni ben yakmadüm," dedim dürüstçe. "Ama keşke yaksaydım. Ve keşke sen de o sırada yatağında mışıl mışıl uyuyor olsaydın."
Hemme'nin yüz ifadesindeki Öfke yerini hayrete bıraktı,
"Re'lar Kvothe!" diye çıkıştı Şansölye. "Edepli bir dille konuşmazsan seni bizzat Uygunsuz Davranış'la suçlarım!"
Erik tadı geldiği kadar çabuk gitti ve beni hafif bir baş dönmesiyle bıraktı. Korku kadar utançtan da terliyordum. "Özür dilerim Şansölye," dedim çabucak, bakışlarımı ayaklarıma dikerek, "Öfkeyle konuştum. Halkım süprük sözünü büyük bir hakaret kabul eder. Bu söz binlerce Ruh'un sistematik bir sekilde katledilmesini alaya almakta kullanılır."