"Bir șeyler yap işte kahrolasıca!" dedim öksürerek. "Beni eğit!"
(...) "Seni eğitmedigimi de nereden çkardın?" diye sordu hayretle. "Tabii öğrenmeyi Sürekli reddediyorsun, o ayrı."
"lyi de diğer öğrencilere ders veriyorsanız niçin bana da vermiyorsunuz?"
"Çünkü yeterince sabredemeyecek kadar heveslisin," diye kestirip attı. "Yeterince dinleyemeyecek kadar kibirlisin. Ve çok akıllısın. En fenası de o zaten."
"Elodin Hoca," dedim nefes nefese. "Size kısa bir soru sormam mümkün mü?"
"İstatistiksel olarak sorman pekala mümkün," dedi, kapıyı parlak pirinç bir anahtarla açarken.
"Peki öyleyse bir soru sorabilir miyim?"