Zeynep K.

Zeynep K.
@Justpassingby
Per aspera ad astra☆
"Yağmur yağacak gibi görünüyor."
Küçük bir el yüzümü okşadı. "Her sey yolunda," dedi. "Buraya gel." O benim düğüm olmuş bedenimi çözüp başımı kucağına koyarken usulca ağlamaya başladım. Bir șeyler mırıldanarak alnıma düşen saçlarımı yana çekti. Sıcak yüzüme değen eli serindi. "Biliyorum," dedi kederle. "Bazen çok kötü oluyor. değil mi?" Saçımı nazikçe okşadı ve bu daha da çok ağlamama sebep oldu. Birinin saçlarımı sevecen bir dokunuşla en son ne zaman okşadığını hatırlamıyordum. "Biliyorum," dedi yine. "Yüreğinde bir taş var ve bu bazen cok ağır geliyor. Ama onun yükünü tek başına taşımak zorunda değilsin. Bana gel ben halinden anlarım."
Sayfa 94·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kitabın en gerçekçi bölümü olabilir
En kötü anılarımın bunlar olduğunu zannedebilirsiniz. Ama yanılırsınız. Hayır, en kötü anılarım çocukluk günlerimden kalanlardı. Bindiğim araba ağır ağır ve sarsılarak ilerlerken babamın dizginleri gevşekçe tutması. Omzumu kavrayan kuvvetli eli. Sahnedeyken bedenimi nasıl mağrur, üzgün ya da utangaç gösterebileceğimi ögretmesi. Lavta tellerine basan parmaklarımı kendi parmakları yardımıyla düzeltmesi. Annemin saçlarımı okşaması. Bana sarılan kollar. Başımı boynundaki o kıvrıma kusursuzca yaslamam. Geceleri kamp ateşinin yanında kucağına oturup kendimi miskin, mutlu ve güvende hissetmem. En kötü anılar bunlardı. Kıymetli ve mükemmel. Ağız dolusu cam kırığı kadar keskin.
Sayfa 93·Kitabı okudu
köz...
Simmon'la beraberken bu kadar kötü değildim. Onun varlığı dikkatimi hoş bir şekilde dağıtıyordu. Fakat Anker'ın Yeri'ndeki küçücük odamda yalnızken hafızamın eline düşmüştüm. Sanki zihnim hayatım boyunca gördüğüm her sivri uçlu ve acı verici șeyi ortaya çıkarıp incelemeye kararlıydı. En kötü anılarımın kumpanyamın katlinden kaldığını düşünebilirsiniz. Kampımıza dönüp her şeyin yandığını görmem. Ebeveynlerimin cesetlerinin alacakaranlıkta büründüğü tuhaf biçimler. Onları öldürenler. Chandriahlılar. Durmaksızın sıntarak benimle konuşan adam. Köz. Bu anılar kötü olmasına kötüydü, fakat aradan geçen yıllarda onları öyle çok hatırlayp gözden geçirmiştim ki keskin kenarları neredeyse tamamen körelmişti. Haliax'ın sesinin tonunu ve tınısını babamınki kadar net anımsıyordum. Köz'ün yüzünü kolayca hayalimde canlandırabiliyordum. Gülümserken sergilediği inci gibi dişlerini, beyaz kıvırcık saçlarını. Mürekkep damlaları kadar siyah gözlerini. Birisinin ailesi hiç olmadık şarkılar söylemiş, diyen kış soğuğuyla dolu sesini.
Sayfa 92·Kitabı okudu
Elodin'den sonra Üni'nin en gizemli kişisi (belki önce)
"Zaten Revir'de her sey yolunda gitse bile," diye ekledi Simmon. "aklından geçenleri dile getirmeye daha yatkin olursun." Küçük, muzip bir tebessüm etti. "Sırlar medeniyetin temel taşlarıdır ve senin çoğu kimseden daha çok sırra sahip olduğunu biliyorum." "Herhangi bir sırrım olduğunu sanmam," dedim. Sim'le Fela aynı anda kahkahalara boğuldular. "Korkarım bu sởzünle Simmon'u doğrulamış oldun," dedi Fela. "En azından birkaç sırrın olduğunu iyi biliyorum."
Sayfa 91·Kitabı okudu
Erik Özü Kvothe>>>>> Tüm Kvothelerr xjshxkxbx
"Ambrose'u bıçaklamaya kalksaydın neler olurdu biliyor musun?" diye sordu Simmon. Bir saniyeliğine düşündüm. Yaptığım șey bir ay evvel kahvaltıda ne yediğimi hatırlamaya çalışmak gibiydi. "Herhalde yargılanırdım," dedim yavașça, "ve insanlar bana içki ısmarlardı." Fela elinin arkasından boğuk bir kahkaha attı. "Peki ya buna ne dersin?" diye sordu Simmon. "Hangisi daha kötü: bir turta çalmak mı, yoksa Ambrose'u bıçaklamak m?" Uzun uzun düşündüm. "Turta çilekli mi, böğürtlenli mi?"
Sayfa 89·Kitabı okudu