Korkmaz.

Benim anladığım şu ki, kendimizi sizin kadar anlaşılabilir kılmak için her zaman zekamıza başvurmadan önce kadınlık yapımıza başvurmalıyız. Bir erkeğin bize öncelikle sempati göstermemesiyle hiç ilgilenmiyoruz, çünkü biz her şeye duygu açısından bakıyoruz. Aşk açısından demiyorum, hayır, duygunun her şekli, belirtisi, nüansı açısından. Duygu, bize ait olan, sizlerin iyi anlamadığınız bir şeydir, çünkü duygu sizi karartırken, bizi aydınlatır. Ah, bunun sizin için çok anlaşılmaz bir şey olduğunu hissediyorum, yazık! Nihayet, bir erkek bizi seviyor ve bu hoşumuza gidiyorsa, çünkü bu çabayı gösterebilecek duruma gelmek için birbirimizi sevdiğimizi hissetmemiz zorunludur ve bu adam üstün bir varlık ise, bu zahmete katlanarak, bize her şeyi hissettirebilir, her şeyi sezdirebilir, her şeyi kavratabilir, ama her şeyi; bütün zekasını ara sıra ve parça parça bize de iletebilir. Of! Sonra genellikle silinir bu, kaybolur, söner, çünkü unuturuz, ah, unuturuz, tıpkı havanın sözleri unutması gibi. Bizler sezgili ve esinliyiz, ama değişkeniz, duyarlıyız; etrafımızı çeviren şeyler bizi değiştirebilir. Döneme, sağlık durumuma, okuduğum yada işittiğim şeye göre beni birbirinden bunca farklı kadınlar haline getiren ne çok ruhsal durum yaşadığımı bir bilseniz! Gerçekten de, hiç çocuğum yokken, mükemmel bir anne ruhuna sahip olduğum günler olduğu gibi, başka bir gün de bir yosma ruhuna sahip olurum... hem de hiç sevgilim yokken.
Reklam
Yalnızlık içinde yaşayan ve sana karşı şükran dolu olan kalbe tattırdığın mutluluk anı için sana hayır duası ediyorum. Tanrım! Ne uzun andı o! Bir insan hayatı için de olsa, az mıydı?
...bir sevgi bazen, kalbimizi buz gibi yapar, ruhumuzu ağırlaştırır. Senin elin soğukken, benimki ateş gibi… Gözlerin bağlı senin Nastenka! Ah, mutlu bir insan bazen ne çekilmez oluyor. Ama sana kızmak elimde mi ki!..
— Ah Nastenka, bazı insanlar aramızda yaşadığı için şükrederiz ya… Ben de size rastladığım ve ömrümün sonuna kadar aklımdan çıkmayacağınız için bu şükran duygusu ile doluyum.
Yukarıdan, deliğin olduğu yerden bile en ufak bir ışık sızıntısı girmiyordu odaya; yalnızca o zayıf, buğulu hava akımı ve çok, çok uzaklardan gürültüler. Nemli bir sıcak vardı. "Yarın öldüreceğim kendimi," dedi. Sonra uykuya daldı.
Sayfa 70·Kitabı okudu