Kitapzâde

Kitapzâde
Okuduklarımdan seçtiklerimin Arşividir bu Hesap... İnternette bilgi çöplüğünde kaybolma; aç bir kitap.... Dünyada en güzel mekân, bir atın sırtıdır. En hayırlı dost da şu zamanda kitaptır...
Ciddi bir hastalığınız yoksa, şu an sizi üzen şeylerin çoğunun yıllar sonra aklınıza bile gelmeyeceğini bilin. Kötü düşünmenin size hiçbir olumlu katkısı yok. Hep iyi düşünün. Çünkü düşündüğünüz gibi hissedersiniz. Sevdiğiniz şeylere odaklanın, kalbinizi ve ruhunuzu karartan düşünceleri bir kenara bırakın. Hayat kısa ve oldukça değerli... Her düşüncenin ruhunuzu şekillendirdiğini unutmayın; Belki her şey bir anda yoluna girmeyebilir ama güzel düşüncelerle her şey güzelleşir. Zihninizde ne beslerseniz, hayatınıza o gelir.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir psikiyatrist der ki; Bize hiçbir zaman gerçek hastalar gelmez. Gerçek hastaların, hasta ettikleri gelir.
Özgür değilsin, senin bağlı bulunduğun ip, öbür insanlarınkinden daha uzun, hepsi bu kadar. Nikos Kazancakis
Bir kadın, Halife Ömer bin Abdulaziz'in evini sordu, halifenin hanımına derdini anlatacaktı. Gösterilen evin avlusundan girdiğinde çatısı yıkılmış, eski, sıvaları dökülmüş bir ev gördü, şaşırdı ve o esnada halifenin hanımı Fatma binti Abdulmelik geldi. Avlunun kenarında bir adam da çamur karmış duvarları sıvıyordu. "Bir şey diyeceğim ama şu adam bize bakıyor, sanki bizi dinliyor gibi" dedi. Fatıma; "O Emirülmüminin Ömer'dir." dedi. Hayretten ağzı açık kalan kadın "Burası emirülmüminin mi evidir? Burası bir harabedir." dedi. Halifenin hanımı şu ibretlik cevabı verdi; "Halifenin evi harabe gibi olduğu için halkın evi mamurdur, eğer halifenin evi mamur olsaydı halkın evleri harabe olurdu...!!!" Kaynak:Miftahu's Saade, s. 350
Din
İLMİN BAŞI ACI, SONU TATLIDIR Hicrî 2. asrın Arap dili ve lügat âlimlerinden Şâir Asmaî, ilim öğrenmekteki gayretini ve neticesinde elde ettiği nimetleri şöyle anlatmıştır: Ben, Basra’da ilim tahsiline başladığım sırada pek fakirdim. Sokağımızın girişinde bir manav vardı. Derse gitmek için sabah erken vakitte evden çıktığımda bu manav beni görüp nereye gittiğimi sorardı. Ben de “Falan muhaddisin dersine” derdim. Akşam eve dönerken de nereden geldiğimi sorar, ben de “Falan âlimin dersinden.” derdim. Bir gün bana, “Ey kardeşim, benim sözümü dinle; sen gençsin, kendini harap etme. Sana fayda verecek bir iş bul. Vallâhi elindeki bütün kitapları bana versen, karşılık olarak da benden bir demet sebze istesen vermem.” dedi. Onun bu sözlerinden çok sıkıldım. Artık ders için evimden geceleri çıkıyor, geceleri giriyordum. Bu sırada maddî olarak iyice daraldım. Öyle ki evimin ihtiyacı olan şeyleri alamaz, günlük nafakamı bulamaz oldum. Saçlarım uzadı, elbiselerim eskidi, hâlim perişan oldu. Buna rağmen ilim tahsîline devam ettim. Ben, böyle ne yapacağımı bilemez bir hâlde iken bir gün Basra emîrinin adamı geldi ve emîrin beni çağırdığını söyledi. Ben de “Şu gördüğün hâldeki fakiri, emîr ne yapacak?” dedim. Bunun üzerine beni tıraş ettirip hamama götürdü, bana temiz elbiseler giydirdi, güzel yiyeceklerden yedirdi, üzerime güzel kokular sürdü. Bin dinar da para verdi. Çok sevindim ve ona dua ettim. Sonra beraberce emîrin huzuruna gittik. Emîr, beni yanına oturttu ve “Ey Asmaî! Halife Harun Reşid Hazretleri, oğlunu yetiştirmen için seni seçti. Halife’nin sarayına gitmek için hazırlan, ne yapman gerektiğine bak.” dedi. Ben de ertesi gün, kitaplarımdan lâzım olan bir kısmını yanıma alıp Emîr’in bir adamıyla yola çıktım. Yolda bana çok ikramda bulundu. Bağdat’a, Halife
Din