Bu kitabın incelemesi olarak; İnsan vve Hayat Dergisi Kasım 2025 sayısında geçen, kitabın yazarı ile yapılan röportajı ekliyorum.
Mahremiyet Taşınmaz Bir Mülktür
Böylesi bir kitabı yazmaya sizi ne teşvik etti? Dijital mahremiyet konusunu ele alma kararınız nasıl ortaya çıktı?
Bu kitabı yazmaya beni teşvik eden, aslında günün şartlarından çok geleceğin belirsizliği oldu. Kitabın yazıldığı 7-8 yıl öncesine baktığımızda, sosyal medya uygulamaları büyük bir hızla yayılıyordu ancak dijital ayak izimizin sonuçları henüz tam olarak kavranmamıştı.
O dönemde, kullanıcı hatalarıyla ortaya çıkan veri ihlalleri ve mahremiyetimizi hiçe sayan kullanım hikayeleri artmaya başlamıştı. İşte tam bu noktada bir ihtiyaç ve sorumluluk hissettim.
Amacımız basitti: Okurlarımıza, o yıllarda yeni yeni ortaya çıkan bu dijital "karanlık ormandaki" riskleri göstermek, belirsizlikleri aydınlatmak ve onlara kendi mahremiyetlerinin dümenini nasıl ele alacaklarını anlatmaktı. Bu kitap, o dönemde yapılması gereken bir rehberlik işiydi ve bu misyonla yolculuğumuza başladık.
Kitapta “teknolojik göçmen” ve “teknolojik yerli” ayrımı dikkat çekiyor. Bu kavramları nasıl tanımlıyorsunuz ve bu ayrım günümüzde ne kadar önemli?
Bu ayrım, dijital dünyadaki varlığımızı ve davranışlarımızı anlamak açısından bugün de kritik önem taşıyor. Çünkü bu kavramlar, insanların, interneti zihinlerinde nasıl konumlandırdıklarının bir sonucudur.
Teknolojik Yerli (Digital Native): Onlar için internet, bir araç değil, doğal bir yaşam alanıdır. Teknolojinin içine doğmuşlardır. Davranışları, "Ben bu sokaklarda büyüdüm" rahatlığı ve hızıyla karakterizedir. Ancak bu rahatlık, mahremiyet konusunda bazen daha özensiz ve cüretkâr olmalarına neden olur.
Teknolojik Göçmen (Digital Immigrant): Bu grup, dijital dünyaya sonradan