Kitapzâde

Kitapzâde
Okuduklarımdan seçtiklerimin Arşividir bu Hesap... İnternette bilgi çöplüğünde kaybolma; aç bir kitap.... Dünyada en güzel mekân, bir atın sırtıdır. En hayırlı dost da şu zamanda kitaptır...
İyilik ile kötülük daima var olmuş, birbiriyle mücadele etmiştir. Günümüzde aile huzurunu sağlamak, hayırlı nesiller yetiştirmek için büyük gayretler vardır. Bunun yanında aile bağlarının zayıfladığı, boşanmaların çoğaldığı, ahlâkî değerlerin erozyona uğradığı görülmektedir. Kadınlar her sahada reklam aracı olarak kullanılmaya çalışılmaktadır. Bu bozulmalardan en çok zarar gören yine kadınlardır. Yiğit, düştüğü yerden kalkarmış. Çözüm; dini, imanı bütün, ahlâk ve hayâ sahibi bir nesil yetiştirmekten geçmektedir. Kadınlarını ihmal eden bir toplumun düzelmesi mümkün değildir.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Emevîler döneminde İkinci Ömer olarak bilinen Halife Ömer bin Abdülaziz adaleti, cömertliği, takvası gibi birçok güzel hasletle örnek olmuştur. Hz. Ömer (r.a.) efendimiz, oğlu Asım’ı, süte su karıştırmayan bir kız ile evlendirmiştir. Ömer bin Abdülaziz, bu nesilden gelmiştir. Burada çocuklar evlendirilirken helale harama dikkat eden eşler seçmenin ne kadar mühim olduğunu görmekteyiz.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), kadınları, “incitilmemesi ve korunması gereken bir kristal” olarak vasıflandırmıştır. Nitekim bir seferde Enceşe isimli sahabî, üzerinde kadınların olduğu develeri çekerken develeri coşturup hızlandırmıştı. Bunun üzerine Allah Resûlü (s.a.v.), onu ikaz ederek yavaş olmasını, kristalleri incitmemesini emir buyurmuşlardır.
“Bu Adamı Cezalandırma!” Sultan Alp Arslan’ın veziri Nizâmülmülk çok değerli bir devlet adamı idi. Fakat sarayda onu çekemeyenler de vardı. Bunlardan bir tanesi, Nizâmülmülk’ün halka zulmettiğini, onları nasıl soyup servet edindiğini anlatan bir yazının olduğu kâğıdı, Alp Arslan’ın namaz seccadesinin arasına bıraktı. Alp Arslan bu jurnalı görüp okudu. Derhal vezirini yanına çağırarak kâğıdı ona okuttu ve şöyle dedi: “Ey vezirim, şu yazılanlara bak! Eğer bu adamın yazdıkları doğru ise bu işten vazgeç, eğer bir iftira ise onu cezalandırma. Bu adama bir iş bul da meşgul olsun. Onun bunun aleyhinde bulunmaya vakit bulamasın!”
BİLİYOR MUYDUNUZ? Ashâb-ı Kirâm’ın büyüklerinden Selmân-ı Fârisî (r.a.) Hazretleri’ne, Müslüman olduğunda “Selman” ismini bizzat Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) verdiğini; nesebi sorulduğunda “İbnü’l-İslâm” (İslâm’ın evlâdı) diye cevap verdiğini; onun hendek kazma işindeki gayreti üzerine, Resûlüllâh’ın onu “Selmânü’l-Hayr” olarak isimlendirdiğini; Ayrıca Efendimiz’i (s.a.v.) traş ettiği için berberlerin piri kabul edilip kendisine Selmân-ı Pâk dendiğini...