Okuduklarımdan seçtiklerimin Arşividir bu Hesap...
İnternette bilgi çöplüğünde kaybolma; aç bir kitap....
Dünyada en güzel mekân, bir atın sırtıdır. En hayırlı dost da şu zamanda kitaptır...
Nörobilim uzmanları, kelimelerin anlamlarına vâkıf olmanın beyinde daha hızlı nöral bağlantılar kurduğunu ve daha kalıcı izler bıraktığını belirtir. Çok kelime bilmek ya da kelimeleri daha iyi tanımak, beyin gelişimini etkinleştirir. “Derin kodlama” soyut bir iddia değil; beyinde gözlemlenebilir bir gerçekliktir. Beyin gelişimi, bilinen kelime sayısıyla doğru orantılı olarak artar. Araştırmalar gösteriyor ki kelime dağarcığı zengin kişiler, aynı durumu farklı kavramlarla düşünebildiği için çözümü daha iyi görür.
Örneğin iletişim kelimesini ele alalım. “İletişim = haberleşme” olduğunu bilmek ile “iletişim = communis (ortaklık)”, yani “ortak anlam kurmak” olduğunu bilmek, beyin için aynı şey değildir. Çünkü beyin, kelimeyi ezber olmaktan çıkarır; onu anlamlı bir yapıtaşına dönüştürür. Yani kelimeleri “etiket” olarak değil, bir ağ olarak işler. Nörobilime göre bir kelime, beyinde tek bir noktada durmaz: Anlam, ses, duygu, çağrışım ve deneyim beyin farklı bölgelerinde temsil edilir; bu bölgeler arasında bağlantılar ve anlamsal ağlar kurulur.
Yapılan bilimsel araştırmalar, daha fazla ve daha ince ayrımlı kelimeye sahip olan kişilerin duygularını daha iyi düzenlediğini, stresi daha sağlıklı yönettiğini ve insanlarla daha güçlü iletişim kurduğunu göstermektedir. Kelime dağarcığı geniş bireylerin daha analitik, daha ayrıntılı düşündüğü ve iletişimde daha esnek olduğu da modern araştırmalarla ortaya konmuştur.
İnsanı diğer canlılardan ayıran en temel özellik, aklının ve kalbinin birlikte çalışabilmesidir. Bu ikisi arasındaki denge bozulduğunda insan özünden uzaklaşır, kendi iç âleminin karanlığına hapsolur. Kibir, bu karanlığın en koyu, en zifiri hâlidir.