Kitapzâde

Kitapzâde
Okuduklarımdan seçtiklerimin Arşividir bu Hesap... İnternette bilgi çöplüğünde kaybolma; aç bir kitap.... Dünyada en güzel mekân, bir atın sırtıdır. En hayırlı dost da şu zamanda kitaptır...
İnsan, heves ve hırslarında, önce tabiatı hedef seçer, kendine en lazım olanı gözden çıkarır.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Kum zambağı sulanmaz. O, yazın gelmesini sabırla bekler. Hava değişir, zambaklar, mevsimin yaz, toprağının kumlar olduğunu anlayarak iklim zorluklarına direnir, sonra yeniden açar. Onun fıtratı, sabır ve sıcakla büyümektir. Çünkü kökleri ta derinlerden suya ve neme ulaşmıştır. Yeter ki üzerine basma, toprağından koparıp yerinden yurdundan etme.” “Öyledir,” diye başıyla onayladı babam. “İnsan da öyledir; kişinin büyüklük ve olgunluğu, sabırla gelişir. Susuzluk stresi yaşamadan açmayan çiçekler gibi, insan yapısı da bazı zorluklara maruz kalmadan, güzel hasletlerini geliştirme imkânı bulamaz. Hele ki bir ideali olmazsa, motivasyon kazanamaz. Zambağa fazla su versen, kökleri çürür. İnsana da ne olursa olsun fazlasını ver, çürür. Doyumsuzlaşır ve hiçbir şeyle mutlu olmaz. Her şeyin tadı, lezzeti, kolaylıkta değil; zorluğun karşısında gösterilen sabrın içerisine gizlenmiştir.”
Puan vermedi·176 syf.··
2021 15. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2021 22:35
Bu kitabın incelemesi olarak; İnsan vve Hayat Dergisi Kasım 2025 sayısında geçen, kitabın yazarı ile yapılan röportajı ekliyorum. Mahremiyet Taşınmaz Bir Mülktür Böylesi bir kitabı yazmaya sizi ne teşvik etti? Dijital mahremiyet konusunu ele alma kararınız nasıl ortaya çıktı? Bu kitabı yazmaya beni teşvik eden, aslında günün şartlarından çok geleceğin belirsizliği oldu. Kitabın yazıldığı 7-8 yıl öncesine baktığımızda, sosyal medya uygulamaları büyük bir hızla yayılıyordu ancak dijital ayak izimizin sonuçları henüz tam olarak kavranmamıştı. O dönemde, kullanıcı hatalarıyla ortaya çıkan veri ihlalleri ve mahremiyetimizi hiçe sayan kullanım hikayeleri artmaya başlamıştı. İşte tam bu noktada bir ihtiyaç ve sorumluluk hissettim. Amacımız basitti: Okurlarımıza, o yıllarda yeni yeni ortaya çıkan bu dijital "karanlık ormandaki" riskleri göstermek, belirsizlikleri aydınlatmak ve onlara kendi mahremiyetlerinin dümenini nasıl ele alacaklarını anlatmaktı. Bu kitap, o dönemde yapılması gereken bir rehberlik işiydi ve bu misyonla yolculuğumuza başladık. Kitapta “teknolojik göçmen” ve “teknolojik yerli” ayrımı dikkat çekiyor. Bu kavramları nasıl tanımlıyorsunuz ve bu ayrım günümüzde ne kadar önemli? Bu ayrım, dijital dünyadaki varlığımızı ve davranışlarımızı anlamak açısından bugün de kritik önem taşıyor. Çünkü bu kavramlar, insanların, interneti zihinlerinde nasıl konumlandırdıklarının bir sonucudur. Teknolojik Yerli (Digital Native): Onlar için internet, bir araç değil, doğal bir yaşam alanıdır. Teknolojinin içine doğmuşlardır. Davranışları, "Ben bu sokaklarda büyüdüm" rahatlığı ve hızıyla karakterizedir. Ancak bu rahatlık, mahremiyet konusunda bazen daha özensiz ve cüretkâr olmalarına neden olur. Teknolojik Göçmen (Digital Immigrant): Bu grup, dijital dünyaya sonradan
Dijital MahremiyetHarun Özdemir · İnsan ve Hayat Kitaplığı · 2020418 okunma
TikTok, “Senin İçin Sayfası” (FYP) ile bu oyunu bambaşka bir boyuta taşıdı. Geleneksel sonsuz kaydırmada herkes aynı çamur akıntısına kapılırken, TikTok izleyiciyi “usulsüzce” tek tek analiz ediyor, tanıyordu. Kullanıcının her hareketini –neye ne kadar baktığını, hangi videoyu beğendiğini, hangisini geçtiğini– ışık hızında dosyalıyordu. Sonra da önüne, bir önceki videodan daha “ilginç” görünen, kişiye özel hazırlanmış bir yem bırakıyordu. Bu yaklaşım, “neredeyse kazanma” etkisini kişisel düzeyde optimize etti. Artık tuzak, kitlesel değil, bireysel bir kafes olmuştu. Elbette insanı hem bedenî hem de ruhî paralayan bu silah, TikTok’un tekelinde kalmadı. Çok geçmeden YouTube Shorts, Instagram Reels, Facebook ve diğerleri aynı sistemi kopyaladı. 15 saniyelik dopamin darbeleri, algoritmik özelleştirmeyle birleşince gücünü katladı. Önünde durabilen -hiç şüphesiz- kahraman sayılmalıydı. Duramayanlar da bir bedel ödeyecekti kuşkusuz: Uykusuz geceler, boşa giden saatler, aksayan işler, yıpranan zihinler ve ardından gelen o tanıdık pişmanlık döngüsü.
MODERN HAYATIN SONUCU: BEYİN SİSİ GİDEREK YAYILIYOR Günlük hayatın ağır temposu, zihinsel yorgunluk ve artan odak eksikliğiyle birlikte, insanlarda yeni bir bilişsel sorun dikkat çekiyor. Uzmanların “beyin sisi” adını verdiği bu durum, tıbbi olarak bir hastalık sayılmasa da hayat kalitesini ciddi şekilde etkiliyor. Unutkanlık ve odak kaybı en belirgin belirtiler Hafta sonu tatilinden döndükten sonra işe adapte olamamak, yoğun stres altında cümlelerin yarısını unutmak veya basit işlere odaklanamamak, beyin sisinin en belirgin göstergeleri arasında yer alıyor. Stresin ve zihinsel baskının ortaya çıkardığı bu nörolojik durumdan kurtulmak ise uzmanlara göre birkaç basit adımla mümkün. Sağlıklı hayat, beyin sisinin ilacı Uzmanlar, “beyin sisi” yaşayan kişilere; düzenli uyku, yeterli su tüketimi, fiziksel aktivite, dengeli beslenme ve stresi azaltacak hobilere yönelme önerisinde bulunuyor. Ayrıca, kişilerin günlük rutinler oluşturmasının ve çalışma sırasında düzenli molalar vermesinin de zihinsel berraklığı artırdığı belirtiliyor.