Şuan 22 yaşındayım ve bu kitabı okumak için geç kaldığımı düşünüyorum keşke okullarda zorunlu olarak okutulsaydi. Kitapta birçok yerin alitini çizme gereksimi duyacaksınız, bircok yerinde bizim ülkemizin örneklerini bulacaksınız, huzunleneceksiniz..
Ülkemizin egitimini, ekonomisini, dini nasıl algiladigimizi düşündükçe ister istemez hüzünlendim çünkü Finlandiya halki ve bizim halkımız arasındaki farkı çok büyük olduğunu gördüm. Ama o zamanki yani gelişmeden önceki Fin halkı ile bizim şimdiki halkımız arasındaki benzerlik beni korkutuyor.
Insan neden bizim halkımızin gözü nasıl bu kadar kör olabiliyor diye düşünmeden edemiyor kitabı okuyunca. Beni özellikle dini konular ve eğitim konuları çok etkileri, halkımız dine yaklaşımı dini algılama biçimimiz goz yaşartıcı doğrusu. Bir de öğretmenlerimiz, öğretmenliğin sanatsallligi beni çok etkiledi, egretmene bakışin, öğretmenlik görevinin kutsallığı, insan yetiştirmenin önemi yine beni çok etkileyenler arasında. Bu konuda kitaptan alıntı yapmadan edemiyecegim:"diğer bütün mesleklerde olduğu gibi, öğretmenler arasında da bu mesleğe layık olmayan, öğretmen ruhundan yoksun insanlar bulunduğunu biliyorum. Bu insanlara sanatkâr bile diyemeyiz, onlar öğretmen emeğine saygısı olmayan, hatta bu meslegi lanetleyen birer gundelikcidir. Kendilerine arkadaşca tavsiyem var lütfen okulu bırakın. Kendinize farkli bir iş bulun, yazıhaneleri dolaşın, tüccar olun. Her türlü işi yapın, ama canlı bir ruha ve derin bilgiye sahip insanların bulunması gereken yeri işgal etmeyin "
Ama kitapta gelecek hakkında o kadar güzel umut kokan cümlelere rastlayaksiniz ki o yerleri tekrar tekrar okumaktan kendinizi alamiyacaksimiz. Ben gelecekten de gelecekteki öğrencilerimden de daha da umutluyum. Bu kitabı okuyun etrafınıza okutun.