Hafızamızın, biz yaşlandıkça fazla yük taşımak istemeyen huysuz bir yük hayvanı gibi attığı ağırlıklar en sevmediği yükler midir, en ağırları mı, yoksa en kolay düşenler mi?
Bir başkası olduktan sonra, bir daha bir başkası, bir daha bir daha başkası ola ola, ilk kimliğimizin mutluluğuna geri dönebileceğimizi sanmak boş bir iyimserlikti. Yolun ortasında bir yerde, artık anlamlandıramadıkları işaretler, mektuplar, bildiriler, resimler, suratlar tabancalar arasında karı-koca yollarını kaybettiklerini anlamışlardı.
Bence içimizdeki hayvandan fazla olan şey her neyse, insanların gündelik kaygıları, günahları ve sıkıntılarında değil; orada, maddenin engin ve sonsuz kanunlarında, avuntuyu ve umudu bulabilir.
Umarım öyledir, yoksa yaşayamam.
Buraya, bu dünyaya okumaya, dinlemeye ve izlemeye geldim.
“Buradan sadece kitapların sırtında çıkıp gidebilirim, kelimelerin kanatlarında, dünyanın sonuna kadar. Okuduğum zaman peşimden kimse gelmiyor, okuduğumda takip eden benim. Tanrı’nın peşinden… Bu özgürlük. Yalvarırım, takibe katılın.” -Deli ve Dahi