Yarın görüşürüz. Ömrümüzün bütün günlerini birbirimize veda ederek, yarın görüşürüz deyip bize de bunun dendiğini işiterek geçiriyor olmamız ve mukadderat gereği, o günlerden birinin bu kişilerden biri için son gün olması, ya yarın görüşürüz dediğimiz kimsenin ya da bunu diyen kendimizin artık hayatta olmaması ilginç. Ertesi gün diye de söylediğimiz bugünün yarınında bakalım belediye başkanı ile özel şoförü bir daha karşılaşacak mı, yarın görüşürüz demenin ve olup bitenin, sorunlu bir olasılıktan fazlası olmayan şeyin bir kesinlikmiş gibi geçmişte kalmış olmasının ne ölçüde olağanüstü, hatta ne ölçüde mucizevi olduğunu anlayabilecekler mi.
Umarım şeytan sizi işitmemiştir, sayın bakan, Şeytan öyle işitir ki yüksek sesle konuşmak hiç gerekmez, O halde tanrı bizi affetsin, Zahmet etme, o doğuştan sağır.
Bir süredir ağzını açmayan Maheude daldığı düşlerden uyanıp:
- Papazların anlattığı doğru olsa da, bu dünyada acı çekenler öbür dünyada rahat etse bari, diyordu.
Lafı kahkahalarla kesiliyor, sokakta büyüdükleri için Tanrıya falan inanmayan, madende dolaşan hortlaklardan korktukları halde bomboş gökyüzüyle dalga geçen çocuklar bile analarının bu sözüne gülüyorlardı.
- Ya, ya, tam buldun! diye bağırıyordu Maheu. Papazlar o anlattıklarına kendileri de inanmış olsa, daha az yiyip daha çok çalışarak yukarıda kendilerine daha iyi bir yer tutmaya uğraşırlardı... Yok azizim, yok; bir kez öldün mü, her şey bitti demektir.