Esme herkesin kimliklerin içinden geçip gittiği birer kanal olduğuna karar veriyor: Özellikleri, tavırları, alışkanlıkları ödünç alıyor, sonra iade ediyoruz. Hiçbir şey bize ait değil. Dünyaya bizden önce yaşayanların anagramları olarak geliyoruz.
fakat ah açlık... İnsanda gururu, utanmayı, haysiyeti, her şeyi çiğneyen açlık!.. Sen o kadar kuvvetlisin ki dünyanın haritasını değiştiren ordular bile senin önünde mağlup ve tepetaklak oldu.
Damarlarınızda isterseniz on asırlık bir ailenin kanını, ruhunuzda insanlığın en yüksek ve asil hislerini taşıyınız; sefil olduktan, paranızı bitirerek iflas ettikten sonra insanlar değil ya, güneş bile sizden ışığını kıskanır, mahalledeki köpekler bile havlayarak sizi karşılar ve uğurlarlar...
Şuna inanıyordum ki servet, hiçbir zaman çalışmanın sonucu değildi. Bu haksız üleştirme, talihin ve yanlış kurduğumuz toplumun bir eseriydi. Mademki onu biz kurmuştuk, o halde toplumun düzeni ve insanlığın saadeti için onun devrilmesi lazımdı.